15 Ekim 2009 Perşembe

BEŞİNCİ MEKTUP


31 Mart 1973
Elazığ

Sevgili N...... ,

Bugün cumartesi. Cumartesi günleri bizim için ders yok. Mektubunu salı günü almama rağmen şimdiye kadar cevap yazamadım. Ancak fırsat bulabildim.

Mektubuna bakılırsa günlerin bir hayli neşeli ve eğlenceli geçiyor. Dileğim bütün günlerinin böyle geçmesi...

N..... , burada havalar ısınmaya başladı. Bununla birlikte hayatımız renklenmeye ve monotonluğunu kaybetmeye başladı.
Cumartesi-çarşamba günleri sınıflar arası futbol maçları yapılıyor.O günler çok eğleniyoruz. Bizim okulun futbol sahasını bilirsin. Maçlar orada yapılıyor. Çok renkli ve kaliteli karşılaşmalar oluyor. Bizim sınıf İnşaat 1 ve 2. sınıfları yendi. Finale yükseldi. Şimdi şehir stadında birincilik için oynayacağız.

Nisan'ın ilk haftası hem bizim okul için hem de Elazığ için hareketli günler başlayacak gibi görünüyor. 8 Nisan'da Akademi Gecesi düzenlenecek. 7-8 Nisan'da okullar arası folklor müsabakası yapılacak. Daha sonra Ankara'dan bir iki topluluk temsil vermeye gelecek. Başka etkinlikler de var.

Akademi Gecesi iki seans yapılacak. Gündüz ve gece yapılacak bu etkinlik halka açık, herkese hitap edecek şekilde organize ediliyor.

Uygulamalarınızın bitmesine üzülmüş gibi bir ifaden var. Bence üzülmen gereksiz. Seneye bırakmamak üzere uygulamalara başlayacaksın zaten değil mi?

İşte o zaman sizin için yeni bir hayat başlayacak. Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Yaşları ne olursa olsun, bütün öğrenciler hocalarına saygılıdır. Onun için korkmana gerek yok. Bak Hz. Ali ne demiş: "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum... " Ama toplumumuzda en fazla ezilenler de öğretmenlerdir. O başka bir mesele, başka bir sorun...

Bartınlı arkadaşlarından bahsediyorsun. Onların kendilerine özgü şiveleri vardır.Bazı kelimeleri konuşurken harfleri yutarlar yahut atlarlar. Mesela:

"Gız çarşıya yalıdan mı varvedin?" Karşılığı: Kız çarşıya sahilden mi geldin?

Bir başkası:

"Halime şaklar mektepten gelivedi mi?

Diyorsun ki, sende de şive özellikleri var mı? Bu suali ancak sen cevaplayabilirsin.

Şu anda radyoda çalan parçayı şansıma tuttum. Behiye Aksoy'un:
"Elbet bir gün buluşacağız..." çıktı. Dolayısıyla moralim biraz daha düzeldi.

Biliyor musun bu sıra edebiyata merak sardım. Evvela Dertli, Seyrani şiirlerini okudum, sonra da Karacaoğlan'ınkileri... Şimdi ise Dostoveski'nin Ezilenler romanını okumaya başladım, fakat çabuk vazgeçtim. Daha geniş bir zamanda okuyacağım, çok ağır bir roman...

Bizim Akademik takvim belli oldu. Temmuz'un onunda imtihanlar bitiyor. Senin imtihanların ne zaman bitecek?

Havalar ısınmaya başlayınca biz de Hacı restoranın yolunu tutuyoruz. Bu gidişle bir numaralı aşçı olacağız. Hacı'nın bakkalında kendi yemeğimizi (menemen) kendimiz yapıyoruz. Karar verdim bir yemek kitabı çıkaracağım. Şaka şaka...

Satırlarıma burada son verirken derslerinde başarılar dilerim.

Not: Umarım sen benim gibi geç cevap yazmazsın!..

A.......

Hiç yorum yok: