30 Aralık 2009 Çarşamba

SEVGİLİ GÜNLÜĞÜM


ZAMAN TUNELİNDEN BİR KESİT...

28 ARALIK 1974

Elazığ

Sevgili Günlüğüm,

22 EKİM 1974 tarihi hayatımda unutamayacağım günlerden...

O gün öğretmenliğe ilk adımımı attım. Gerçi ücretli olarak başladım. Ama ne fark eder ? Ücretli ya da maaşlı! Benim için önemli olan öğretmenlik, mesleğim...

Tahminimden de çok seviyorum mesleğimi. Öğretmenliği, Türkçe öğretmenliğini... Bu konuda şanslıyım. Yeryüzünde kaç insan sevdiği işi yapıyor ? En azından sevmediği işte çalışanlar sanırım daha çoktur.

Öğrencilerimi de çok seviyorum. Acaba ilk oldukları için mi bu kadar çabuk yer ettiler gönlümde? Bilmiyorum , ama okul değiştirme gündeme gelince ilk aklıma onlar geldi doğrusu. Ayrılmak istemiyorum onlardan.

Tayin işi de uzadı. Kesin olarak belli olsaydı rahatlayacaktım. Belirsizlik beni geriyor. Önce M.........'ye oradan da şimdiki okuluma... Okul müdürleri kapışırken ortada ben kaldım. Sonucu çok merak ediyorum.

Yine sonucunu çok merak ettiğim diğer konu: Sensin A.......... .

6 Şubat 1973 benim için unutulmaz bir tarih. Seninle o gün ilk kez tanıştık... Veee 18 EYLÜL ...

Evet, 18 Eylül senin kahramanlık yaptığın gün! Ne unutulmaz gündü bizim için...

Sen kalk , tek başına kız istemeye gel! Hatırlıyor musun elinde çikolata paketi kapıyı çalmıştın... Heyecanlıydın, heyecanlıydım... Ne yapacağımızı bilemez durumdayken annemler içeri buyur ettiler seni. Oturduk, tam söze başlayacakken birden elektrikler kesilmesin mi !

Ohhh ilk kez elektriklerin kesilmesine sevindik. Heyecandan ölecektik! Mumlar bulundu, önlemler alındı, bu arada biz de rahat bir soluk aldık. Sonra elektrikler de geldi. Sen :

"Daha sonra annemleri de getireceğim. Ama yol uzak, onlar da biraz yaşlı! Önce beni görün tanıyın istedim..." diyiverdin.

Babam dinledi , durdu , düşündü ve:

" Hele ailen bir gelsin , ondan sonra düşünürüz..." dedi.

Sana çay ikram ettik. Kaç bardak çay içtin öyle? Ben doldurdum, sen içtin... Sonra çerez konusu... Ağzına attığın leblebiyi ses çıkaracak diye yiyememen... Sonradan ne çok gülmüştük...

Okuldaki bazı durumlar çok canımı sıkıyor. Herkesi kendim gibi sanmakla ne kadar aldanmışım. Hiç ummadığım , kimseden beklemeyeceğim olaylarla karşılaşabiliyor insan. Kıskançlık bazı kişilere olmayacak işler yaptırabiliyor.

1974 Yılının Bitimine bikaç gün kaldı.

Yeni yıla hiç de mutlu girmiyorum. Bu kurban bayramı süresince de çok sıkıldım. Oldukça moralim bozuldu. Kendimi çok mutsuz hissettim! İnşallah yeni yılla birlikte tüm dertlerden , sıkıntılardan kurtuluruz.

Giden yılın götürdükleri biliniyor da yeni yılın ne getireceğini zaman gösterecek.

Evet hep bekliyoruz... Yakınmayı pek sevmiyorum ama artık yoruldum. Umarım yeni yılda bilinmezler bilinir olur...
Aileme, tüm sevdiklerime, insanlığa huzur ve mutluluk diliyorum...

N.....

ELLİ SEKİZİNCİ MEKTUP


20 KASIM 1974
Elazığ

Sevgili A.......... ,

Mektubunu alalı epeyce zaman geçtiği halde ancak şimdi cevap yazabiliyorum.

Nasılsın? Umarım şimdi moralin düzelmiştir. Mektubunu okuyunca senin adına oldukça üzüldüm. Bu kadar kendini üzmene gerek yok bence! Her ailede bu tür anlaşmazlıklar olur. Zamanla hepsi düzelir. Mümkün olduğu kadar anlaşmaya çalış.

Aslına bakarsan mektubunu almadan önce benim de moralim pek iyi değildi. Oldukça canım sıkkındı. Mektubunu alınca birazcık daha üzüldüm.Bu nedenle hemen cevap yazamadım. Zira karamsar bir ifade kullanabilirdim ki bu da senin bozuk olan moralini büsbütün bozabilirdi.

Neyse, önce gözünüz aydın diyeyim. Desene S......'nın pabucu dama atıldı. Sakın onu ihmal etmeyin; sonra kardeşini kıskanır.

S........ demek askerliğini tamamladı. Sanırım şimdi sıra iş bulmakta... Hayırlı olsun.

Sen ne yaptın? Hala iş bulamadın mı? Bu zamanda kolay kolay iş bulunmuyor. Sağlık olsun diyelim.

Benim tayinim belli oldu, ama kararname henüz elime ulaşmadı. Kardeşim Ankara'ya gittiğinde Milli Eğitim Bakanlığına sormuş, tayinimin M........ ' ya olduğunu söylemişler. Kardeşim telefonla bildirdi.

Yine aynı okulda ücretli öğretmen olarak devam ediyorum. Okuldan kararnamenin geç geleceğini söylüyorlar. Yalnız şöyle bir durum var:

Daha önce yazmıştım sana, şimdi çalıştığım okul bakanlığa başvurmuştu tayinimin buraya olması için. O dilekçeyle evraklar gitmeden tayinim yapılmış. Şimdi "Sen istersen buraya aldırabiliriz." diyorlar. Şimdi çalıştığım okul, tayinimin olduğu okula göre, hem daha büyük ve yeni, hem de daha donanımlı. Uygulama okulu. Diğerinin de bir iyi yanı var, okul şehrin merkezinde. Bu nedenle babamlar orayı tercih etmemi istiyorlar. Sanırım ben de orayı seçeceğim. Kararnameyi bekliyorum.

Dün okul müdürü telefon etti, "Sınıflarınızın dersi boş geçiyor, gelip başlarsanız iyi olur." dedi. Ben de kararnameyi beklediğimi söyledim. Kesin olarak belli olsun ki buradaki sınıflarımı bırakayım. Anlayacağın tayinim bu iki okuldan birisine olacak. Sevindiğim taraf Elazığ'ın içine olması. Biliyorsun kazalar çıkacak diye korkuyordum!

H......... Elazığ'a geldiğinde yolda tesadüfen karşılaştık. Bir iki dakika ancak konuşabildik. Senin moralinin çok bozuk olduğundan, evdeki anlaşmazlıklardan kısaca bahsetti. Bir de mektubumu almadığından söz etti ki o zaman ben mektubu göndereli birkaç gün oluyordu; senin eline geçmemişti henüz...

A.......... rica ederim olur olmaz şeylere canını sıkıp moralini bozma. Bu dünyada her şeyin bir çaresi vardır elbet.

Evdekilerin tutumu sanırım okulu bitiremediğin için değişti. Onlara da hak vermemiz gerekir. Tam senin mezun olacağın haberini beklerken şubata kaldığını öğrenip üzülmüşlerdir. Aslında bu o kadar önemli bir sorun değil, daha anlayışlı olabilirlerdi, ama ne yazık ki bu anlayışı büyüklerimizden her zaman göremiyoruz. Bence yeter ki sağlık olsun, her şey düzelir...

Nişan için de hayırlısı nasılsa, ne zamansa öyle olsun. Maddiyata gelince, beni tanıdığın kadarıyla fazla önem vermediğimi anlamış olman gerekir.

Biraz sonra okula gideceğim,12'de ders başlıyor. 11.20 otobüsüyle giderken hep YSE durağından sen bineceksin sanıyorum. Neyse şimdilik hoşçakal, sakın kendini üzme olur mu? Mektubunu da geciktirme, yine aynı adrese gönder.

Sevgiler...

N...........

29 Aralık 2009 Salı

ELLİ YEDİNCİ MEKTUP


4 KASIM 1974
Zonguldak


Sevgilim,


Sana uzun bir zamandır mektup yazamadığım için üzgünüm. Ve ancak şimdi yazma fırsatı buldum. Mektubunu geçen pazar günü aldığımı hatırlıyorum. Şimdiye dek 8 gün geçti. Bu arada H...... Elazığ'a gitti geldi...

Sevgilim, olaylar hiç de tahmin ettiğimiz gibi gelişmedi benim açımdan!

Bugün buraya geleli hemen hemen bir ay oluyor. Bu sürede herhangi bir iş bulmuş değilim. Ev ile aram bozuk... Tabii annem ve babam ile... Ben gidip başka taraflarda şansımı denemek istiyorum, onlar ise burada kalmamı istiyorlar. Boş gezmek de benim işime gelmiyor. Onun için sürekli babamla tartışıyoruz.

Valla sonu nereye varacak bilmiyorum. Canım sıkılıp duruyor! Evden çekip gitmeyi düşünüyorum! O zaman da bütün aileyi karşıma almış olacağım. Ondan çekiniyorum. Senin anlayacağın moralim çok bozuk...

Şimdi Elazığ'dan buraya geldiğime pişman olmaya başladım. Hiç değilse orada stajı yapar dırıltıdan uzak olurdum...

Yalnız sana söyleyecek bazı noktalar var. Bu hususta bana hak vereceğini ümit ediyorum...
Bu sırada bizim evde bazı olaylar cereyan ediyor. (Az sonra yazacağım.)
Bunun için bizimkilerin ve benim Elazığ'a gelmemiz uzayabilir. Ve belki de ben imtihanlara geldiğim zaman olur... Belki de daha sonra...

Bu konuda sana kesin bir şey söyleyemiyorum. Çok üzgünüm... Halbuki bana kalsa hemen gidelim diyorum. Bir iki kez bu meseleyi konuştum, olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadım. Senin anlayacağın bizim oraya gelmemiz benim çalışıp kazanmama bağlı. Anlıyor musun? Ben de en kısa zamanda mümkün olanı yapmaya çalışacağım. Babam da daha izine çıkmış değil. Hem bu devirde her şey maddiyata dayanıyor. Biliyorsun biz de pek varlıklı sayılmayız...

Eğer senin ailen benim hakkımda yahut nişan, şu, bu vs. hakkında sana bir şeyler söylerse yani zor durumda kalacak olursan muhakkak surette bana yazmanı rica edeceğim. Yani yazmalısın, yazman lazım anlıyor musun?

Gelelim evde gelişen olaylara... Yengem üç gün önce doğum yaptı. Daha önce de birkaç düşük yapmıştı; anlayacağın zor bir doğum oldu. S...... 'nın bir erkek kardeşi dünyaya geldi... Yani ikinci kez amca olduk. Sanki bu yazdıklarımı işitmiş gibi ağlamaya başladı! İsmini de Ö.... koydular.

Onun dünyaya gelmesinden birkaç saat sonra da bizim S............ askerden terhis olmuş; geldi...

İşte bütün bu mutlu olaylar nedeniyle benim sana yazmam da bikaç gün geriye kaldı. Yalnız sen bana yazmamazlık etme olur mu? Tayinin çıktı mı, ne oldu?

H........'ye telefon ettiğimde seni gördüğünü söyledi . Hepsi o kadar....

İşte sevgilim olaylar, gerçekler bu merkezde... Hiç de düşündüğüm gibi olmadı. Bu nedenle moralim bozuk! Bu arada esas canımı sıkan da her kafadan çatlak ses çıkması...

Benim sonucunu öğrenemediğim iki ders daha vardı, onları da H......... öğrenmiş; telefonda söyledi , geçmişim. Yani Eylül'de girdiğim bütün dersleri böylelikle vermiş oldum. Hiç değilse bu sefer planladığım hedefe ulaştım. Şimdi sıra o iki melun derste... Onları da en kısa zamanda temizlemeyi düşünüyorum. Bana kalsa hemen gidip vereyim diyorum.
Ama okul idaresi : " A...... en iyisi 1 Şubat'ta gel! " diyor. Ben de bu gidişle herhalde ocak ayında oralarda olurum.

Sevgilim sen hiç moralini bozma, beni de düşünme... Benim tek düşüncem sensin. Bugünler nasıl geçiyor gel de bana sor!

Seni ders verirken görmek en büyük dileğim, arzum... O okulu bilirim, giriş kapısının sağında veya solunda imzam vardır.

Neyse şimdi annemle çarşıya ineceğim, araba geliyor. Şimdilik bu kadar...

Seni seviyorum.

A...........

27 Aralık 2009 Pazar

ELLİ ALTINCI MEKTUP


22 EKİM 1974
Elazığ


Sevgili A........ ,

Şu anda karşında Türkçe öğretmeni var! EVET BUGÜN İLK DERSİMİ VERDİM...

Çok bekledim ama dersimi dinlemeye gelmedin. Daha doğrusu gelemedin! Ne yapalım sağlık olsun...

Bayram kartını bugün aldım. Mektubunu daha önce almıştım. Ama bir türlü yanıtlama olanağı bulamadım. Bayramdan üç gün önce gelmişti. Bayram hazırlıkları malum... Bayramda da hiç boş kalmadık. Mektubunun cavabı gecikti , özür...

Tayinim henüz olmadı. Yolda liseden bir öğretmenimle karşılaşmıştım. Sohbet sırasında tayin beklediğimi söyledim. Meğer şimdi müdürmüş, Türkçe dersleri de boş geçiyormuş, gel başla diyince kabul ettim. Ücretli öğretmen olarak derse başladım.

Şimdilik birinci sınıflar. İlk derste gayet iyi anlaştık çocuklarla. Sanıyorum sevdiler beni, tabi ben de onları... Umarım sonuna kadar böyle olur.

Okul müdürüm aynı zamanda öğretmenim olduğu için benimle çok ilgileniyor. Tayinimin buraya olması için uğraşacağını söylüyor. Bakanlığa yazarak istekte bulundu bile...

Ankara'ya gitme işi kaldı. Ev işi de olmadı. Burada bizim bir arsamız vardı, onu satmak için anlaşmıştık. Parayı alınca Ankara'da anlaştığımız evin parasını ödeyip tapu işlemlerine başlayacaktık, olmadı.

Biliyorsun 20 Temmuz'da Kıbrıs'a barış çıkartması olunca arsayı alan kişi vazgeçti almaktan. Dolayısıyla biz de vazgeçmek zorunda kaldık Ankara'daki evden...

Kusura bakma hep kendimden söz ettim, kafam tayin işleriyle o kadar meşgul ki... Sen nasılsın? İyileştin mi? Zaten buradayken de oldukça üşütmüştün, yollarda da koruyamamışsın kendini. Geçmiş olsun. Doktora gitmeyi ihmal etme. Yoksa benimle de kavga etmek zorunda kalırsın, söylemiş olayım.

Demek S.......'nın okuluna gittin. Yaramaz nasıl da amcasına çekmiş. Orada olsaydım bir güzel kulaklarını çekerdim onun. Ödevlerini sildiği için. Aman sakın duymasın, tanışmadan bozuşmak istemem onunla.

İngilizce için kutluyorum seni. Diğer dersleri ne yaptın?

Bugün ayın yirmi ikisi, aklıma şu anda geldi; kardeşin bugün terhis olmuştur. Gözünüz aydın...

Bayramda F........ ile ablası bize geldiler, H........ Elazığ'a gelmemiş. A.......lerle birlikte bayramdan sonra geleceğini yazmış. Onun da henüz çıkışı verilmemiş.

A........, ben nihayet arkadaşımla konuştum. O da bana sormayı düşünüyormuş. Onun kardeşininki de bizim gibi olmuş. Önce çocuk senin gibi kendisi gelip aileyle konuşmuş, sonra da ailesini getirmiş.

Pot kırmamak için şu sıralar arkadaşımla sık görüşmeme kararı aldık. Durum böyle...

Tükenmez kalemle yazdığım için kusura bakma. Acele yazıyorum, yazımı da okuyabiliyorsan iyi.

Sen mektubunu yine aynı adrese yaz. Çünkü benim her gün dersim yok. Okula gitmediğim bir gün gelir, bekler, kaybolma olasılığı da var. Belki tayinim de olur bu sıralar. Okul adresine gönderme şimdilik.

Elazığ'a ne zaman gelebileceğinizi bana bildirirsen sevinirim. Aniden olursa işler karışabilir.

Neyse satırlarımı şimdilik sonluyorum. Mektubunu geciktirme.

Sevgilerimle...

N.......

26 Aralık 2009 Cumartesi

ELLİ BEŞİNCİ MEKTUP


7 EKİM 1974
Zonguldak


Sevgilim,


Bugün memlekete gelişimin ikinci günü, yani pazartesi... Sana bu satırları evden değil de pastaneden yazıyorum. Ben cuma günü akşamı saat 7.30 arabasıyla ( Harput Turizim) Elazığ'dan ayrıldım.

Seni son kez saat 5.30'da görmek ve kendi sevincime seni de ortak etmek istedim ama!.. Senin de bildiğin gibi konuşma imkanı olmadı. Ancak arabaya oturduğun zaman uzaktan seni görme olanağına kavuştum.

Yüksek öğrenim hayatımda ilk defa yabancı dilden ilk hakta geçmişim!
Sana söylemek istediğim buydu, ama ancak şimdi söyleyebiliyorum.

Şu anda biraz rahatsızım, Ankara'ya gelirken biraz üşütmüşüm. Şimdi onun cezasını çekiyorum.


Cumartesi günü Ankara'ya sabah 7.30 gibi indik. Oradan Düzce'ye bulduğum ilk arabayla geldim. Düzce'den de Kamberoğlu şirketinin bir arabasıyla Kandilli'ye geldim. Ve H......'yi gördüm. O günün akşamı H.......'nin misafiri idim. Pazar günü onunla biraz dolaştık, belki de o zaman üşüttüm. Sonra oradan ayrılıp Zonguldak'a geldim.

Geldikten sonra aileme durumumuzdan bahsettim. Önce şaka yollu, sonra ciddi olarak... Ummadığım bir durum oldu. Babam gayet olgunlukla karşıladı. Annem de öyle... Yalnız abim biraz bozuldu!

Ve hafif yollu birazcık atıştık onunla! Hepsi bu...

Şimdi yine günlük işler bana kaldı.

Sabah yeğenin okuluna gittim. Görmeliydin... Öğretmeninin yanında nasıl saygıyla duruyordu! Hiç kimse kalkmadan sabah erkenden kalkıyor, okula gitmek için hazırlanıyor. Ama hoca ödev verince evde yapmamak için, yapılması gereken ödevlerle ilgili notu, defterinden siliyor. Bu yaşta bunu beceriyor.

Sevgilim sen git arkadaşınla konuş. Ben hem anneme hem de babama, tek başıma size gittiğimi, ailenle tanıştığımı söyledim. Tabii oldukça şaşırdılar! Bakalım, ileride bir tarihte Elazığ'a gideriz , dedile...

Sanırım bu bayram ertesi olur kanısındayım. Sana ayrıca durumu bildiririm. Şimdilik durum bu...

Saat şu anda 13.30. Kafamda cuma günkü 13.30 canlanıyor... Ve bir an 1500 km. uzaklara doğru gidiyorum. Seni düşünmektem Gürün'e kadar uyuyamadım. Bir ara dalmışım gözlerimi açtığımda Kayseri'deydik...

Bizim S........'e eylülde herhalde nişan yapacağım, demiştim, İstanbul'da iken. O da merak edip duruyormuş. "Abim ne yaptı ?" diye .

Cumartesi günü eve telefon etmiş. Bugün ona mektup yazdım. O da 22 Ekim'de herhalde terhis olacak.

Akşam babamla atışacağız galiba! Israrla bugün doktora gitmemi istemişti, ben gitmedim.

Başka aklıma bir şey gelmiyor, satırlarımı sonlarken mektubunu geciktirmemeni dilerim.

Sevgilim bütün ihtimalleri düşünmek zorundayız. Umarım her şey istediğimiz gibi olur.


A.........

25 Aralık 2009 Cuma

ELLİ DÖRDÜNCÜ MEKTUP


1 EYLÜL 1974
Saat: 12.00


Sevgili N........ ,


Kısa bir ayrılıktan sonra yine karşı karşıyayız. Bu mektup eline geçtiğinde belki de karşımda hayat dolu, öğrencilerine bir şeyler verebilmek için çırpınacak olan ve mesleğe yeni atılma hazırlıkları içinde bulunan bir hoca göreceğim. Ben seni şimdiden yani 1 Eylül 'den itibaren öğretmen olarak görüyorum.Ama senin beni, mühendis görmen için, biraz daha zamana ihtiyacımız olacak...

Benim dersler umduğumun üzerinde başarılı geçti. 12 dersin 8 tanesini verdim; 4 tanesinden kaldım.Onun için Eylül'ün büyük bir kısmını Elazığ'da geçireceğim.

Bu durum eskiden olsa azap verirdi , ama şimdi içimde oldukça büyük bir sevinç var...

Bugün geleli 32 günü geçti, üç defa denize girebildim. Ben mektubun geldiğinde İstanbul' daydım. Bir hafta kaldım oralarda , oldukça eğlendim, diyemeyeceğim. Çünkü bütün gün vakit geçirmek için bir şeyler yaptık, arkadaşları gördüm.

Bir kısım insanlar buna tatil diyor, ama ben diyemiyorum. Benim için esas olan senin yanımda , beraber olduğumuz zaman geçen günlerimiz olabilir. Ama öyle tahmin ediyorum ki bu da çok yakın bir gelecekte olacak değil mi sevgilim?

Son mektubunu alınca sana kızmaya başladım. Ben o Temmuz sıcağında ( Takriben 45 C veya 818 F derece idi.) Elazığ'da ders çalışırken sen Ankara'da , şurda burda 15 gün tatil yaptın. Ben kıskandım mı? Boşver, bizimkine de tatil denemez ya! Sen orada, ben buradayken...

Bugün saat 16'da nikaha davetliyiz. Böyle yerlerden pek hoşlanmam, ancak gitmek zorundayız. Postacı dostumuzun kızı evleniyor. Seni de davet ediyorum. Bugün saat 15.45'de beni Belediyenin önünde bekle olur mu? Gerçi öyle yerlere sen olsan hep yalnız gidersin... Ben ise beraber gidelim istiyorum.

Haa sana bir teklifim var. Bak teklifi de unuttum! Böyle giderse işler kötü... Gerçi bunda en büyük suç senin! Bende kafa bırakmadın ki... Günün 24 saatinin 23 saat, 59 dakika,45 saniye ve 80 sanisesi ile bu kafa seninle meşgul.

Dünkü düşüncem bu pazar denize gitmekti. Sabahtan beri sağnak halinde yağmur yağıyor, eve çakıldım kaldım. Ama iyi de oldu, rahat rahat yazdım mektubunu.Geçenlerde yine bir arkadaşın düğünü oldu.Akşamları evden çıkmıyorum, ancak böyle dostların davetlerine tabii gidiyoruz.

Yeğenim bu yıl okula başladı.

Mektubun ( ilki) beni ne kadar sevindirdi bilemezsin. Arabadan indim, eve geldim. Mektubun beni bekliyordu. Saat sabah 4.30 idi. Gece karanlığında mektubunu okumam oldukça heyecanlı oldu benim için. Birinci turları bu şekilde atlatmamız çok iyi oldu.

Sevgilim ben Elazığ'a ancak ayın 14' ü gibi gelebilirim. Bu mektubun cevabını hemen bekliyorum.Tayin meselesini Elazığ' da konuşuruz.Satırlarıma son verirken en iyi günlerin senin olmasını temenni ederim.


A...........


Not: İmtihan için başarı dilerim.Gerçi geçeceğinden eminim ama gene de tüm başarılar senin olsun.

ELLİ ÜÇÜNCÜ MEKTUP


26 AĞUSTOS 1974
Elazığ


Sevgili A.......,


Olmaz ki ... Bu kadar da gezilmez ki... Hani kıskanmayacağım diyordum ama kıskanılmayacak gibi değil. Demek şimdi de şehir dışına başladın?


Neyse sen gezmeye devam et, ben de evde bol bol dinleniyorum. Hayatımdan çok memnundum. Ama şimdi de sınav günüm yaklaştı. Biletler alındı bile. Bir yandan o kadar uzun yolu nasıl gideceğim endişesi, diğer yandan ya sınavda başarısız olursam korkusu huzursuz etmeye başladı beni...

3 Eylül sabahı trenle buradan hareket edeceğiz kardeşimle. Birlikte gidip döneceğiz. Sınavım ayın beşinde. Babamlara da bir sürü masraf oldu boşuboşuna! Umarım sınav için son gidişim olur bu...

Gönderdiğin telgrafı telaş içinde getirdi F..... , H......'de endişelenmiş!

Cumartesi günü yani 24'ünde F......lere gittik. Tabii orada bol bol seni çekiştirdik.Bu cumartesi de onlar bize gelecekler. Sen de kıskan...

Bu mektubun cevabını çok acele yazarsan belki 2 Eylül'e yetişir. Yetişmeyecek gibiyse buraya yazarsın. 8'inde burada olurum herhalde.Tabii gezmekten zaman bulabilisen yazarsın!..

Bu kadar gevezelik yeter.Sonlarken iyi günler dilerim. Mektubunu bekliyorum.

N........

24 Aralık 2009 Perşembe

ELLİ İKİNCİ MEKTUP


13 AĞUSTOS 1974
ELAZIĞ


Sevgili A.......... ,


Mektubunu 8 Ağustos günü aldığım halde ancak şimdi yanıtlayabiliyorum. Geciktirme nedenimi tahmin edersin sanırım. Benim için pek kolay olmadı sonuç almak. Ama sonuç yine de ümit verici...

Nasılsın? Günlerinin neşeli geçtiğini yazıyorsun, sevindim. Benim günlerim de seninkiler kadar olmasa da iyi geçiyor. Yalnız bu son hafta biraz sıkıldım. O kadarcık da olacak değil mi?


Kararlaştırdığımız gibi bankaya 10 Ağustos'ta uğrayacaktım, fakat yolda tesadüfen F...... ile karşılaştık. Mektubunun geldiğini söyleyince hemen gidip aldım. Anlayacağın hiç beklemeden , geldiği gün elime geçti mektubun. Yazdıklarına sevindim. Hiç olmazsa birinci yarıyı şimdilik hallettik.

Mektubunu aldıktan bir gün sonra durumu anneme açtım. Yalnız arkadaşlığımızdan bahsetmedim. Hatırlarsın Ticaret Bankasında çalışan arkadaşım vardı ya, annesi Zonguldaklı. Anneme onların aracılığıyla olacakmış gibi anlattım. Tabii bu arada onların ağzından bol bol sizi övdüm. Gelip isteyeceklermiş ne dersiniz, dedim. Annem de babama anlatmış. Gelsinler görüşelim, sonra kararımızı veririz, diyorlar. Biraz endişeliler. Onlar da haklı değil mi? Hakkınızda hiç bir şey bilmiyorlar.

Bu arada sana sevindirici bir haberim var. Erkek kardeşimin bunu nasıl karşılayacağı konusunda oldukça kuşkuluydum. Fakat korktuğum gibi olmadı. Önce konuyu annemlere anlattığım gibi ona da anlattım.Fakat bir gün sonra senin aldığın romanı (Çöl) görüp şüphelenmiş, daha önce de arkadaşımın mektubundan bazı şeyler hissetmişti zaten, geldi sordu. Ben de durumu ana hatlarıyla anlattım. İlk anda çok fena oldu, kim olduğunu öğreninceye kadar da oldukça üzüldüğünü endişe ettiğini gördüm. İsmini söyleyince seni hatırladı, maç yapmışsınız birkaç kez bizim mahalle takımıyla. Kardeşim de oynamış. Üzerinde iyi bir etki bırakmışsın. "İyi çocuk! " dedi. Annemler konusunda olumlu katkısının olacağını sanıyorum. Diğer taraftan bankadaki arkadaşımın tanıdığını düşünmeleri bizim işimizi biraz daha kolaylaştıracak. Ayrıca ablamla H........ de bizi destekliyorlar. Ama yine de korkuyorum, ya olmaz derlerse diye... Sizinkiler de o kadar yoldan gelecekler... Bir sorun çıkmasını istemem. Onun için elimden geleni yaptım.


Senin de dediğin gibi ben Samsun'dan döndükten sonra gelirsiniz. Sınav tarihim henüz belli olmadı, olunca bildiririm. Bu arada benim tayin sorunum var!

Cumartesi günü , 10 Ağustos'ta, F......... ile H........ bize geldiler. Epeyce oturduk, bahçede plak dinledik. Senin de yanımızda olmanı çok istedim. Ama ilerde belki o da olur. Ne zaman geleceğinizi sordular. Ben de Eylül dönüşü dedim. O gece bankadaki arkadaşımın kardeşinin düğünü vardı, Sivrice Azot Sanayinin salonunda. F......... leri de davet ettim ,birlikte gideriz diye. F........ ' nin ailesi izin vermiyormuş gece gezmelerine. Nişanlılar ama yine de böyle... Biz ailecek gittik, oldukça eğlendik. Dün gece de bir arkadaşın nişanına gittik.

Proje çalışamadığını yazıyorsun, ben de İngilizceye henüz başlamadım.Ama başlamam lazım. Senin diğer derslerin belli oldu mu?

Şöyle bir baktım da epeyce yazmışım. Yazacak bir şey kalmadı sanırım.

Satırlarıma son verirken ailene saygılar. Senin selamını aileme iletemedim.Sadece kardeşlerime söyledim.Onların da selamı var.
Bankaya 22-25 arası uğrarım. Herhalde o zamana kadar yazarsın?

Sevgiler...

N......

23 Aralık 2009 Çarşamba

ELLİ BİRİNCİ MEKTUP


23 Temmuz 1974
Elazığ



Sevgili A...... ,

Seni arayamadığım için kimbilir nasıl kızıyorsundur bana! Ama ne şartlar altında olduğumu bilsen hak verirsin, eminim. İnan her an aklımdasın, aramayı çok istediğim halde elimde olmayan nedenler engelliyor bunu...

Nasılsın, sınavların iyi geçiyor mu? Sonuna yaklaştın sayılır, kolay gelsin. Sıcaklarda çalışmak gerçekten çok güç, biliyorum, ama az kaldı, biraz daha sabır!

Biliyor musun ben mezun olamadım! Tüm derslerden geçtim de İngilizceden kaldım, iyi mi? Karşına "hoca" olarak çıkamadığım için üzgünüm! Seni bu mutluluktan yoksun bıraktığım için de üzgünüm. Ama suçun birazı da senin! Ne vardı İngilizceyle bozuşacak!? Senin aran iyi değil diye bana da darıldı işte... İngilizce oyun oynadı bize! Şaka bir yana yaramazlığın sonu böyle olur, hocaları dersten kaçırırsak, derste mektup yazarsak, dersi ciddiye almazsak olacağı buydu. Ne yapalım kaderde seninle İngilizce çalışmak da varmış! Anlayacağın eylülde Samsun yolu göründü bir kez daha...

A........ , sanırım Ankara'dan sana attığım kartı almışsındır. Orada da belirttiğim gibi annemler Mezuniyet Töreni için Samsun'a geldiler. Törenden sonraki gün Samsun'u gezdirdim onlara. Fuar açılmıştı, ben de ilk kez onlarla birlikte gezdim Samsun Fuarını. Önceki yıllarda okul kapanır kapanmaz buradan ayrıldığım için Fuarın açılışına denk gelememiştim. Giderayak gezmiş oldum bu sefer.

Neyse daha sonra Ankara'ya geldik. Böyle olacağını, hatırlıyorsan, sana söylemiştim. Ankara'dan sana yazamadım, sadece kart gönderebildim. Kartı da postanede yazabildim... Elazığ'a 14 Temmuz'da geldik, 18'inde seni yurttan telefonla aradım, ama anonsu duymadın sanırım. Umarım arandığını söylemişlerdir.

Benim sınavım 1-10 Eylül tarihleri arasındaki bir günde olacak, henüz kesin tarih belli değil, olunca söylerim.

Bizim de Ankara'ya taşınmamız konuşuluyor bu sıralar. Ankara'dan daire aldık. Daha doğrusu söz aldık. İşlemler falan tamamlanacak. Annemler tayinimin Ankara'ya olmasını istiyorlar. Bakalım nasıl olacak?

A...... , şehire birkaç kez indim, ama seni göremedim. Sanırım sınavların yoğun, ya da farklı zamanlarda iniyoruz, bir türlü görüşemedik senimle...

Öğleden sonra da sınavınız var mı? 25-26 Temmuz günlerinde arkadaşlarıma gideceğim. 14-15 saatleri arasında ineceğim çarşıya, sınavın yoksa belki görüşme olanağı bulabiliriz. Bugün de şehire ineceğim, alacaklarım var, mektubunu da atarım posta kutusuna...

Şimdilik bu kadar. Sınavlarında üstün başarılar dilerim. Sevgiler... N.......

ELLİNCİ MEKTUP


20 Haziran 1974
Elazığ


Sevgili N...... ,

Kartını geçen salı aldım, aslında salı günlerini hiç sevmem ; çünkü İngilizce dersimiz var, ama bu kez öyle olmadı...

Neyse Sevgilim senin buraya dönme günün yaklaşıyor. Benim için önemli olan da bu! Doping etkisi yapacak gelişin sınav döneminde...

Senin sınavların ne alemde? Sanırım temmuzun ilk günlerinde karşımda bir hoca göreceğim. Ne dersin?

Benim yarın bir vize sınavım var, ondan sonra yok. Ve bu mektubun senin eline geçtiği haftanın sonunda benim dört senelik ızdırabım sona erecek!

Sevgilim, annen-baban Samsun'a Diploma Törenine gelebildi mi?

Bizler de burada devamlı projelerle uğraşıyoruz. Benim diploma projesi bitmedi daha...

Aklıma ne geldi biliyor musun? Ben temmuzun sonuna kadar Elazığ'da kalacağım, ehh artık en uzun görüşme olanağını bu kez bulabileceğiz değil mi? Satırlarıma burada son verirken imtihanlarının başarılı geçmesini dilerim.

Sevgiler... A.......

11 Aralık 2009 Cuma

KIRK DOKUZUNCU MEKTUP


4 HAZİRAN 1974
Elazığ

Sevgili N........,

Sana bazı nedenlerden dolayı bir müddettir yazamadım. Bunda benim olduğu kadar derslerin yoğunluğunun ve projelerin teslim zamanının daralmasının etkisi oldu. Kusura bakma...

Bugün ayın dördü, sizin imtihan döneminizin dün başlamış olması gerekir. Bu dönemde en büyük dileğim senin başarılı olmandır.

Biliyor musun Elazığ'da sıcaklar kötü bastırdı. Biz de ne yapacağımızı şaşırmış bir durumdayız. Bu satırları sana İngilizce dersinde yazıyorum. Öğleden sonra İşletmeden vize imtihanı var.Ama İngilizce devamsızlığım limitte olduğundan mecburen derse girdim. Hoca yazılıları okuyor. Sırası gelen hocanın yanına gidip kağıdı beraber inceliyorlar. Benim ilk vize 19 idi, şimdi bu vizeden 25 falan gelir zannederim. Bizim mektep haziranın sonunda kapanıyor. Yani temmuz sıcağında burada imtihanlara gireceğiz. İnsana hiç cazip gelmiyor. Ama o sıralar senin burada olduğunu düşünmek üzerimdeki psikolojik baskıyı azaltıyor.

Sevgilim satırlarından moralinin biraz bozuk olduğu, rahatsızlık geçirmişsin gibi bir anlam çıkıyor. Geçmiş olsun. İnsanın bir an , bu sıcaklarda da hasta olunur mu diyesi geliyor, geçen salı ben de biraz üşütmüşüm, iki gün yattım. Bu nedenle o soruyu sormuyorum.
Fotograf için teşekkür ederim. Benim resim ile dargınlığını pek anlayamadım, sebebini yazar mısın?

H........ ' yi soruyorsun. H....... hapı yuttu. Geçenlerde annesi, babası buraya geldi. Ve onun nişanını yaptılar. İnsanın darısı bizim başımıza diyeceği geliyor.

Şöyle bir etrafıma bakındım da ingilizce dersinde herkes bir şeyle meşgul. Kimi İşletme çalışıyor, kimi kitap okuyor....

Hoca beni çağırdı...

Evet benim yazılım da okundu 40 aldık. İyi sayılır. Ders zili çaldı. Burada kesmek zorundayım..Sınavlarda başarılar dilerim. Cevabını bekliyorum.

A..............

10 Aralık 2009 Perşembe

KIRK SEKİZİNCİ MEKTUP


Samsun
17 MAYIS 1973

A........,


Mektubunun yanıtını oldukça geç yazmak zorunda kaldığım için özür dilerim. Bu sıra moralim çok bozuk. Dersler, sınavlar, tez, hastalık...vb engelledi sana yazmamı.

Nasılsın? Çalışmaya başladın mı, defterleri tamamlayabildin mi? Bizim dersler de bu sıralar çok sıkışık; hiç boş durduğumuz yok. Bugün yine bir dersten sınavımız vardı, pek iyi geçmedi.

Bitirme sınavlarımız üç Haziran'da başlayıp otuz Haziran' da bitecekmiş. Sizinkiler ne zaman başlıyor?

Bugün bütün karamsarlığım üstümde. Onun için mektubu fazla uzatıp senin de canını sıkmak istemiyorum. Aslında bugün yazmasaydım daha iyi olurdu, ama o zaman da mektup çok gecikmiş olacaktı. Şu anda dışarda yağmur yağıyor. Birkaç gündür devamlı yağıyor zaten. Elazığ ne alemde? Gakkoşları özledim.Selamımı söyleyiver...

Mezuniyet için yıllık çıkarılacak. Fotograf çektirmiştim, birini de sana gönderiyorum Senin fotografını aldım.Çok teşekkür ederim. Biliyor musun onunla epeyce kavga ettik. Şu anda dargınız. Nedenini söylemeyeceğim, o suçunu çok iyi bilir değil mi? Sendeki eski fotografları bana gönder olur mu?

Haa aklıma gelmişken sorayım, H..........lerin işi ne oldu? Bayağı merak ettim.

Bu sıra öğrenci olayları yeniden başladı. Çok üzülüyorum.Radyodan kötü haber duymak istemiyorum artık...Sizin orası nasıl? Yurttaki seçimlerin sakin bir şekilde tamamlanmasına memnun oldum.On beş yoksul öğrenciye bedava yemek verilmesi de çok iyi. Yalnız şöyle bir şey takıldı aklıma! Acaba yemekler parasız değil de çok ucuz olarak verilseydi 15 yerine 30 öğrenci yararlansaydı daha iyi olmaz mıydı? Hem de minnet duymadan yerlerdi yemeklerini. Tabii bu benim düşüncem.

Gelelim ileri sürdüğün tekliflere....Bana pek söz hakkı tanımamışsın. İkinci kez senatoya sunulan teklifin kanunlaşacağını yazıyorsun. Ne diyeyim, peki kabul...Ama bunun da sonucu etkilemeyeceğini sanıyorum.

Şimdilik satırlarımı sonlarken derslerinde başarılar dilerim. Sevgiler...
Mektubunu bekliyorum.

N.............

9 Aralık 2009 Çarşamba

KIRK YEDİNCİ MEKTUP


19 NİSAN 1974
Samsun

Sevgili A........,

İki mektubunu da dün aldım,çok teşekkür ederim. Gerçekten son mektubun beni şaşırttı. Çok da sevindirdi.

Kartta da yazdığım gibi dersler bu sıra yoğun , onun için yazamamıştım sana . Şimdi hemen kağıdı kalemi aldım elime.

Önce başarından dolayı kutlarım seni. On dersten sekizini geçmek az iş değil. Hani sene sonunda gelip ingilizce sınavına ben gireyim diyeceğim , ama bizim de dersimiz boş geçmeye başladı. Hocamız gececi sınıfların dersini aldığı için bazı sınıfların dersini bıraktı. Azıcık bilgimiz vardı, onu da unutacağız şimdi. Yani gelmem pek işine yaramaz. İyisi mi başının çaresine bak.

Yurttaki temsilcilik seçimini ne yaptınız ? Umarım olaysız tamamlanmıştır.

Demek gelip iki günde tezimi bitireceksin... Aşkolsun, öyle bir marifetin vardı da zamanın da niye söylemedin. Verirdim sana, bu kadar uğraşmazdım.

Geçen gün sınıfta ne oldu biliyor musun ? Bizim bölüm şefimiz aynı zamanda da Yeni Türk Edebiyatı hocamız. Bana hep Aslı diyor , neden diye sordum geçenlerde, meğer Kerem ile Aslı öyküsündeki Aslı' ya benzetiyomuş beni.

Neyse gelelim derse...Reşat Nuri ' nin Çalıkuşu romanını işliyoruz. "Bugün de dersi Aslı işlesin. " dedi. Tabii ben çaresiz başladım anlatmaya. Biraz sonra : "Peki Aslı şimdi sen bırak!" dedi, sonra da, "Kime devam ettirelim ? " diye sınıfa sordu.Bizimkiler durur mu ? "Şimdi de Kerem anlatsın. " demesinler mi! Amaçları şaka yollu dersi kaynatmak. M.......... Bey de bunun üzerine bana döndü : " Sahi Aslı Kerem Elazığ'da mı?" diye sordu. Ne diyeceğimi şaşırdım. Tabii sınıfta her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Hoca da : " Mutlaka Kerem şu anda Fırat nehrine bakıp Aslı'sını düşünüyordur ." demez mi? Sonra da başladı Kerem ile Aslı öyküsünü anlatmaya. Böylece bizim o günkü ders kaynadı gitti.

Gelelim anlaşma maddelerine....Hepsi çok iyi de gerçekleşmesi zor görünüyor.

  1. Benim haziranda mezun olmam bu gidişle şüpheli,
  2. Sen eylülde bitirirsin ( güvenim sonsuz.)
  3. Bir söylentiye göre bizim sınavlar 15 Temmuz'da bitecekmiş. O zaman benim 5 Temmuz' da orda olmam olanaksız.

En iyisi ben eylülde son bir kez daha geleyim Samsun 'a...Biliyorsun çok seviyorum burayı !?

Arkadaşların çoğu 23 Nisan'da memleketlerine gidecekler. Bir kısmı bugün gitti. Ben de Ankara'ya gitmeye niyetlenmiştim. Hatta annemlere de söylemiştim,ama tezim yüzünden vazgeçtim.Oysa gitmeyi de çok istiyorum. Geçen yıl mezun olan çok sevdiğim oda arkadaşıma gidecektim. Ankara Yenikent 'te öğretmen şimdi. Çok da ısrarla beni yanına çağırıyordu. Olmadı , Ülkü'me gidemedim. Bu tatilde hiç olmazsa tezimin taslağını bitirmeliyim. Tez için kağıtları bastırdım. Baksana mektup kağıdı olarak birini kullandım bile. Tatilden sonra da temize çekmeye başlarım artık.

Sonlarken başarı ve mutluluk dileklerimi iletiyorum sana. Bakalım sen bu çiçeği beğenecek misin?

N...........

KOŞMA

Bir yiğit de anasından doğunca,

Kur'ağaçta bir dal bitmiş gib'olur

Yaşı varıp onbeşine değince

Yükünü kumaştan tutmuş gib'olur.

*******

Aşıklar sazını eline alsa

Güzeller perdesin yüzüne vursa

Bir yiğit sevdiğin sesini duysa

Gölde gövel ördek ötmüş gib'olur.

***********

Eğlene de bire gönlüm eğlene

Ay gele de orta yeri dolana

Yiğidin sevdiği yanında ola

Günde düğün bayram etmiş gib'olur

************

Dadaloğlu'm der ki sözüm kayıran

Çekip yırtıp bir yakadan ayıran

Diyom muhabbetten karın doyuran

Kendi eliyle ağu yutmuş gib'olur.

Not:

Sana benim meşhur Dadaloğlum' dan bir şiir yazdım. Tanışmış olursunuz. Zamanımın çoğunu onunla geçiriyorum. N..........

KIRK ALTINCI MEKTUP


12 MART 1974
SAMSUN
Sevgili A.......,

Şu anda Namık Kemal Ortaokulu birinci sınıfındayım. Yazı dersi var öğrencilerin. Görsen minicik öğrenciler güzel yazmak için nasıl çabalıyorlar.

Uygulamalarımız dün başladı. Aslında 4 Mart'ta başlayacaktı.Bizim okula akşam bölümü açılınca programlarda değişiklik oldu.11 Mart'ta başladı. Bu haftayı ders dinleyerek geçireceğiz, son iki haftada da biz ders anlatacağız. Anlayacağın şimdi sadece dersleri dinliyoruz. Yazı dersi olduğu için biraz çocukları izledim, şimdi de bu satırları yazıyorum...

Geldikten sonra iki dersten sınav olduk. Onun dışında günlerim derslerle , öğrencilerle uğraşarak geçiyor. Sen nasılsın, sınavlar ne durumda ? Burada havalar bahar gibi, Elazığ nasıl?

Derste yazdığım için biraz kısa oldu, zilin çalmasına az kaldı. Kusura bakma. Mektubunu bekliyorum.

N..............

"Bir bakıp gözlerime her şeyi anlarsın ya
Benimle kederlenir , benimle ağlarsın ya
Şu garip karanlıklar hiç umrumda değil
Bitmeyen güneş gibi içimde sen varsın ya..."

Not: Şairini hatırlayamadım.

27 Kasım 2009 Cuma

KIRK BEŞİNCİ MEKTUP


16 NİSAN 1974

ELAZIĞ
13.01


N..........,


Şaşırdın değil mi bu mektubu alınca ? Biliyorum, hiç beklemiyordun. Az önce arkadaşımın biri Zonguldak'a gideceğini söyledi, ben de eve bir mektup yazayım dedim ve orada mektupların arasında kartını gördüm ( dün aldığım).


Önce aldığımda bana pek bir şey ifade etmedi üzerindeki resim , ama şimdi okuyorum, dinle:

Demek ki evimiz bir gölün kenarında , yeşillikler arasında ve bir dağın eteğinde olmalı....Bütün kötülüklerden uzak olarak doğanın kucağında sen ve ben mutlu bir şekilde yaşantımızı sürdürmeliyiz. Ben her gün o gölden balık avlarım, sen pişirirsin, afiyetle yeriz...Amma da midemize düşkünüz değil mi? İnan hayal etmesi bile çok güzel!

İşte sevgilim her an hayalin gözlerimin önünde... Sanki ne olurdu şimdi burada, yanımda olsaydın ?

Dün saat 4 'te şu bizim okulun oradaki tepeye çıktım. Biraz etrafı seyredelim dedik. Yanımda biri vardı, konuştuk. Gelecek günlerimiz konusunda biraz plan yaptık.

Bana dedi ki : " Şu bayrağın yanındaki evi görüyor musun...İşte o ev bizim evimiz." Baktım , karakolun yanındaki evi gösteriyor. Hayır dedim o ev N..........' in evi. Yok dedi , bizim ev diye direndi... Şaşırdım. Meğer yanımdaki senin hayalinmiş!

İşte böyle sevgilim , seni seviyorum ...Bir kere , on kere , yüz kere, bin kere ıssız tepelerde bağırdım seni seviyorum diye! Herhalde senin de kulağına gelmiştir.

Sen demiştin ki : kitap çalmak, çiçek çalmak, radyo çalmak suç değil...Ben de arakladığım bir çiçeği sana gönderiyorum. Ne dersin güzel mi?

Biraz sonra derse gideceğim, dinleyebileceğimi sanmıyorum.Bu arada on dersten sınava girmiştim , sekizini vermişim, ikisinden kaldım. Kaldığım derslerden biri de İngilizce. Sabahki sınav da pek iyi geçmedi.


Neyse satırlarıma istemeyerek son verirken en iyi günlerin senin olmasını dilerim.

Seni seviyorum.

A...........

25 Kasım 2009 Çarşamba

KIRK DÖRDÜNCÜ MEKTUP


13 NİSAN 1974

ELAZIĞ


Sevgili N.......... ,


Saniyeler dakikaları , dakikalar saatleri, saatler günleri ,günler de haftaları kovaladı... Ve Samsun' dan ayrılalı 3-4 saat sonra 15 tane gün oluyor.

Günler ne çabuk geçiyor değil mi? 15 gün evvel bu saatlerde karşı karşıya idik. Sen zamanın geçmediğinden ben ise çok , çok çabuk geçtiğinden şikayet ediyordum. Hatırladığıma göre zamanı durdurmak için saati bile bileğimden çıkarmıştım.

İşte sevgilim Elazığ'a geleli bugün dört gün oluyor. İki gün önce de mektubunu aldım. Mektubunda senin yerine imtihana girmemi istiyorsun. Bunu ancak bir şartla kabul edebilirim. Sen de gelir benim yerime İngilizce imtihanına girersen! Sana bir on numara aldırırım o sınavdan. Neyse bugün oldukça sevinçliyim. Çünkü bir imtihanımın sonucu daha belli oldu. Ondan da geçmişim.Bu gidişle herhalde Eylülü burada geçireceğim.

Sevgilim .... mektubun beni oldukça şaşırttı. Hani seninle ne konuşmuştuk? Sen haziranda mezun olacaktın ve eylülde bana moral verecektin ya.... Böyle oyun bozanlık yok tamam mı? Hem Samsun buradan oldukça uzak, senin tekrar oralara gidip yorulmana gönlüm hiç razı değil. En iyisi haziranda bitir şu okulu tamam mı?

Biliyor musun üç gündür neşem oldukça yerinde. Arkadaşın teybini aldım. Tam yedi bant sarmış, devamlı onları dinliyorum. Bunlardan bir tanesinin sözleri oldukça ilgimi çekti, onu sana yazacağım.Çok güzel parçalar var.

Memlekette oldukça neşeli günler geçirdim. Ankara' da okuyan arkadaşlarda oradaydı. devamlı gezdik,eğlendik. Tabi bütün bunları yaparken bencillik yapmadım, senin derslerinin birazcık fazla olduğunu düşünerek senin yerine de eğlendim. Hiç farketmedin mi? İnsanın bütün sorunlardan uzak tatil yapması çok güzel bir şey. Ben bunu kısmen de olsa yapmış sayılırım. Ama bu gezi esnasında yanımda olmanı, beraber gezmemizi hayal etmedim değil...Pek dindar bir insan değilimdir , ama arasıra Tanrıya bir gün de beraber gezmemizi bana göstermesi için dua ettim.

Elazığ'a geldiğimde, sana orada bahsettiklerimin gerçekleşmiş olduğunu gördüm. Ve üzüldüm. Bilmiyorum ama durum burada pek iyi değil. Yarın yurtta temsilcilik seçimi var. Olay çıkabilir. Çünkü hava oldukça gergin. Sana orada iken söylemiştim. Olaylar çıkabilir diye. Gerçekten de ben Samsun' a geldikten sonra yurtta olaylar çıkmış. Tabi çıkaranlar malum. Komandolar...

Sevgilim bu sefer memlekette kendimi mühendis gibi zannetmeye başladım. Bizden mezun arkadaşları ziyaret edince öyle hissettim sanırım. Bitir gel, işin hazır diyorlar. Tıpkı o akrabanın sana dediği gibi. (Sen bizim okula hoca gel.)

Tezinden bahsediyorsun , ne alemde , hala bitiremedin mi? Canımı sıkıp duruyorsun. Şimdi geleceğim oraya tezi iki günde bitireceğim! Ne o? Şansa bak şansa .. Mediha Şen , Yusuf Nalkesen'in
"O ağacın altını şimdi hatırlıyor musun? "
diyor. Ben de yazmaya devam ediyorum.

Şimdi aklıma ne geldi biliyor musun? En son görüşmemizde durakta idik herhalde... Ne demiştin haaaa : "Araba geldi , ben gidiyorum. Sana iyi yolculuklar! " Sana kimbilir ne kadar kolay gelmiştir değil mi? Arabaya bindin gittin!.. Ben ise 7.30' a kadar o duraktan ayrılamadım. Zamanın nasıl geçtiğini de farkedemedim!..

Sana Orhan Gencebay 'ın bir şarkısının sözlerini yazayım. Sanki bu şarkıyı benim için söylemiş:

" Sevdi gözlerim, gördü gözlerim
Bir gerçeği gözlerinde gördü gözlerim.
Bir heves değil, bir arzu değil
Sevgilin budur senin sev dedi gözlerim
****
Seni yıllardır bekliyordum
Bir sevgilim yok yok diyordum
Hasretin yokluktan zehrolmuştu
Dünyadan bir zevk almıyordum
****
Sen de bahtım gibi bana vefasız olma sevgilim
Ömrümce aradım seni yaşla dolmasın gözlerim
Her arzumun ötesinde bir yol gibi hep sen vardın
Aşkların en güzelini uzattı sana ellerim.
****
Hasretim sensin tek çaremsin
Yıllardır beklediğim aşkımsın benim.
Bıktı artık gönlüm gamdan kederden
Ayrılık isteme sakın ne olur benden
****
Sen benim bahtımı bilemezsin ki
Yerden yere vurdu beni sevgilim.
Sen de bahtım gibi bana vefasız olma sevgilim
Aşkların en güzelini uzattı sana ellerim.
****
Hasretim sensin tek çaremsin
Yıllardır beklediğim aşkımsın benim...
Bıktı artık gönlüm gamdan kederden.........

İşte böyle diyor Orhan abimiz .Bazen başkalarının da derdini kendi derdiymiş gibi okuyabiliyor. Bu parçanın neler ifade ettiğini ancak yeni anlıyorum.

Bak az kalsın unutuyordum, benim şu küçük yeğenin sana selamı var. Geçen senelerde hadi amcana mektup yazalım dediğimde hemen " cop cop selam ederim " derdi. Şimdi yine huyundan vazgeçmemiş. Mektup lafı geçince hemen selamı sıralıyor. Eve gitmem evdekiler için tam bir sürpriz oldu. Çünkü beni hiç beklemiyorlardı.

Sevgilim Elazığ'ı şimdi oldukça özlemişsindir, biraz tasvirini yapayım da özlemin azalsın. Şu anda oldukça soğuk. Yağmur çiseliyor. Çarşı içinde bazı yerlerden seller akıyor.Caddeler oldukça çamurlu. Çamurlanmadan yürümek için çarşıya hiç inmemek lazım. Caddeler kalabalık herkes işine gücüne gidiyor. Arabalar vızır vızır insanların üstüne çamur, su serpmek için birbirleriyle yarışıyor. Nasıl, hoşuna gitti mi? Sormam yersiz, gitmiştir. Benim ara sıra kömür karasını özlemem gibi.

N......... , seninle bir anlaşma yapalım. Yoksa bu işler yürümeyecek. Maddelere geçelim :

  1. Sen okulu haziranda bitirmek için mücadele et
  2. Ben de eylülde bitirmek için var gücümle mücadele edeceğim.

5 Temmuz'da Elazığ'da ol...

Nasıl bu maddeler üzerinde anlaşabilir miyiz? Anlaşırız herhalde. Çünkü ikimizin de lehine...

Şu anda Samsun'un yağışlı olmasından bahsediyorsun. Evet 15 günlük tatilimde İstanbul'da son gün, bir de memleketimden ayrılacağım gün yağmur yağdı. Bu da senin yazdığın gibi oldukça şanslı olduğumuzu gösterir.

Satırlarıma satırlarında buluşmak üzere son veriyor ve Boynu Bükük Ölenleri okumaya başlıyorum.

A..............

" Günler 24 saattir

Bu yıllar evvel nasılsa şimdi de öyle olacaktır.

Bazı günler vardır ki kişiye 24 sene gelir

Ve bazı günler de 24 dakika gelir

İşte sevgilim benim günlerim

Senin yanında 24 dakika

Senden uzakta 24 senedir. "

Not: Nasıl buldun 2 dakikalık şiir denememi?

23 Kasım 2009 Pazartesi

KIRK ÜÇÜNCÜ MEKTUP


5 NİSAN 1974

ZONGULDAK


Canım Sevgilim,

Satırlarıma başlarken en iyi günlerin senin olmasını dilerim. Nasılsın? Umarım iyisindir.

Ben Samsun'dan ayrılalı uzun bir zaman olmasına rağmen sana ancak şimdi bu pastane köşesinden seslenebiliyorum. Yolculuğum gayet iyi geçti. Cumartesi saat 10 sularında Harem'e inebildik. İstanbul' da üç gün kaldım. Ve salı sabahı 5'te eve geldim.
Pazartesi akşamını kardeşimle beraber gelecektik, ama biliyorsun o asker; izin işleri uzadığı için ancak dün akşam gelebildi. Annem babam şimdi çok neşeliler, tüm aile biraradayız.

Biliyor musun Sevgilim, ben pazartesi günü senin gitmek istediğin yerlerde olacağım. Tatili daha fazla uzatmak niyetinde değilim.

Burada günlerim oldukça neşeli geçiyor. Daha ziyade Mühendis arkadaşlarla temasım olduğundan kendimi şimdiden mühendis görmeye başladım. Bunun için ikinci devredeki mücadelem okulu bir an evvel bitirmek için olacak. Ve sen de o zaman okulu bitirmiş olursun ki .... Bundan sonra hayatın bütün güçlüklerine karşı ikimiz tek vücut halinde mücadelemize , yaşam mücadelesine başlamış oluruz.

Bizden mezun arkadaşları ziyaret ettim. İşleri gayet iyi. Hemen intibak etmişler. Şimdi de beni bekliyorlar.

Günlerin nasıl geçiyor? Tabii okul ile yurt arasında, bunu biliyorum. Ama neşeli mi yoksa üzüntülü mü olduğun... Ben birincisi olsun isterim.

Haaa aklıma gelmişken yazayım.Yarın senin için anlamlı bir gün.. Doğum gününü şimdiden, yani 10 saat evvelinden kutluyorum. İstanbul Samsun arasında 14 saatlik bir mesafe var. Pek kısa bir zaman değil. Senin yüzünden gözümü yummadım, yol boyunca! Devamlı kafamı meşgul ettin...

Bazen Samsun'da geçirdiğim 3 gün aklıma geliyor da.... Belki de şimdiye kadarki yaşantımda en renkli, en güzel günlerdi.

Neyse satırlarıma istemeyerek son verirken her şey gönlünce olsun.
Emine ile Nurhan'a selamımı söyleyiver.

"Anmasınlar adını
Candan anan dudaklar
Sana benim gözümle
Bakan gözler kör olsun..."

Not: Şimdi devamlı "Taht Kurmuşsun " dinliyorum. Arada bir de
"Rüyalar Gerçek Olsa "yı tabii...
Yazı bozuk, aceleye geldi, özür....

A.............

22 Kasım 2009 Pazar

KIRK İKİNCİ MEKTUP


" Sen söylediğin zamanda şarkılar güzeldir
Hayatımı tarumar eden rüzgar güzeldir,
Beyaz zambaklar gibi al gelincikler gibi
Sen varsan içerimde ; gelen bahar güzeldir.
(Şahinkaya Dil)


3 NİSAN 1974
Atakum-SAMSUN

Sevgili A..........,


Zaman geçer derler ; fakat heyhat!.. Zaman duruyor olduğu yerde! Bugün geçen haftaki gibi yine çarşamba, değişen bir şey yok! Zaman duruyor , geçen galiba biziz....

Saat 14.00' e geliyor...

Tam bir hafta önce bugün , bu saatlerde Merkez Ortaokulu'ndan çıkmış , seninle buluşacağımız pastaneye doğru ağır ağır ilerliyordum... Çok heyecanlıydım. Samsun'daydın sen de! İnanılmazdı benim için! Sonra... Sonrasını biliyorsun...

Kimi üzgün, kimi gün neşeyle dolduğumuz öğrenciliğimizin son aylarına geldik. Daha önceki yıllarda "Ah bir bitse ! " derdim hep.
Şimdi diyemiyorum, bitmesini istemiyorum artık. Biterse ne olacağız?

Artık her düşüncemin ardında bir düğüm, bir bilinmezlik var...

" Önümüzdeki bu günler bitmeyecekmiş gibi geliyor bana..." diyorsun.
Bırak bitmesin A............, böylesi daha iyi!

" Bu ayrılık bana oldukça zor geldi ." diye yazmışsın. Bir şarkımızın sözlerini hatırladım. Sen de bilirsin.

" Ne o bensiz edebilir,
Ne temelli gidebilir,
Ben de bunu böyle bilir,
Ayrılsak da beraberiz... "

Ben de aynı şeyi söylüyorum... Yeter ki gönüller bir olsun. Aradaki kilometrelerin ne önemi var?

Bugün kendimi iyi hissetmediğim için gitmedim okula. Bir fasıl postacının yolunu bekledim. Uzunca bir bekleyişten sonra geldi, geldi ama mektup yoktu.... Oysaki içimdeki ses mektubunun geleceğini fısıldamıştı bana , ama yoktu işte....Yine de ümidimi yitirmedim. Okulun çıkış saatini bekledim , sabırla! Sonunda Emine senin kartını getirdi.
Yanlışlıkla okulunkilere karışmış.

İyi oluşuna sevindin. Evdekiler nasıl? Yeğenin , iki amcasını birden karşısında görünce ne yaptı? Sevinmiştir çocuk! Ben de ailemle olmayı özledim bir an...

Öğretmenlikten öğrenciliğe dönüş güç oldu. Dersler oldukça sıkıcı geçiyor. Dün Ölçme Değerlendirme dersinde öğretmenlik yaparken karşılaşabileceğimiz sorunlar üzerinde durdu hocamız. Neler neler anlatmadı ki... Her şey toz pembe değil tabii ki... Bu arada kanun ve yönetmelikleri de defterimize yazdırdı. Bilmek de yarar var değil mi?

Biliyor musun bugün hava çok bozuk Samsun'da. Yağmur yağdı yağacak. Oysa geçen hafta ne güzeldi. Şanslıymışız değil mi?

Galatasaray- Beşiktaş maçını ben de radyodan dinledim. 1-0 yenilince üzüldüm.Ama hemen aklıma "Kişi yenile yenile yenmesini öğrenir."sözü
geldi. Galatasaray da bir gün yine eskisi gibi Şampiyon olur...

Cumartesi günü okulda çay vardı. Canım istemedi, gitmedim. Ertesi gün
tiyatroya gittim. " Bir Delinin Hatıra Defteri " oynuyordu. Çok beğendim.

Bugünlerde Ayfer Feray tiyatrosu gelecekmiş. Ona da gitmeyi düşünüyorum.

Tezime çalışmayı sürdürüyorum. Haftaya Devrim Tarihi sınavımız var, hazır çalışmıştın, benim yerime bu sınava sen girsen nasıl olur? Dersler , sınavlar....iyice sıkıştık. Haziranda mezun olmak hayal galiba...Hem eylüle kalmaya niyetlendim ,dedim ya...

Bu sayfa da bitti.Satırlarımı sonlarken tüm mutluluk ve başarıların senin olmasını dilerim. Emine ve Nurhan'ın selamları var.

N...........

KARTPOSTAL




Sevgilim...

Bugün senden ayrılalı hemen hemen 48 saat oluyor.Senden ayrıldıktan hemen sonra 8.00 arabasıyla hareket ettim.

Bütün yol boyunca seni düşündüm . Tabi ilk defa olarak 14 saat yolculuk esnasında uyumadım. Bu ayrılık bana oldukça zor geldi. Senin yakınında olmak, sesini duymak, ve seni görmek benim için mutlulukların en büyüğü oluyor. Önümüzdeki bu aylar bitmeyecekmiş görüntüsü veriyor bana...

Arkadaşlarımı ve kardeşimi gördüm. Bugün beraberdik. Galatasaray maçını seyrettim. Yenildik.
Emine ve Nurhan'a selamımı söyle.

Sevgiler...

20 Kasım 2009 Cuma

KIRK BİRİNCİ MEKTUP


20 MART 1974
Samsun

Sevgili A.......,


Evet... bir kez daha sana yazmak için aldım kalemi kağıdı elime...Aldım , ama kişinin kalemi bir yerde duygularını ifade etmekte aciz kalıyor, güçsüz oluyor..Senin ifadenle söyleyeyim edebiyatçı bile olsa!

Mektubunu bugün aldım. Hemen cevabını yazıyorum. Önce teşekkür etmeliyim. Bugüne değin aldığım mektupların en güzeliydi. Zarfı açar açmaz seni gördüm., mektubun iki köşesinden bana bakıyordun! Nasıl sevindim, nasıl mutlu oldum anlatamam. O fotoğrafları mektuba yapıştırmak nereden aklına geldi, iyi ki de geldi!.. Çok güzel olmuş. Bir de bunun için uğraşmışsın. Çok memnun oldum.

Sınavlarının cumartesi günü biteceğine sevindim, umalım sonuçlar da istediğin gibi olsun..

Gelelim senin öğrencim olmak istemene! Bunu ben de çok isterim , ama ne yazık ki olanaksız. Sahi nasıl bir öğrenci olurdun ki ? Herhalde dersi çok dikkatli dinlerdin. Ben de sanırım daha başarılı olurdum. Yoksa aksi mi olurdu, ne dersin ?

Bizim uygulamalar 30 Martta son bulacak. Sandığımdan çok başarılı oldu. İkincisi cumartesi günü; sen son sınavındayken ben de ikinci dersimi vereceğim. Son dersim de 25 Mart ile başlayan hafta içinde bir gün. Henüz kesin bir tarihi yok. 25 ile 30 arası bir tarihte...

Uygulamalar sabahtan öğlene dek sürüyor. 5 saat ders var ama bazen boş dersler de oluyor. Örneğin bugün ve yarın 9.30 'da başlayıp 12.00 'de bitecek. Herkes üç ders vermek zorunda. Diğer günlerde de arkadaşların verdiği dersi dinliyoruz. Üç hafta öğretmenlikten sonra nisan ayında öğrenciliğe döneceğiz. Bu da zor gelecek sanırım. Uygulamalar süresince rahatız. Bu arada ben de tezime çalışıyorum.Tüm zamanımı dolduruyor.Bir de sabah verilen derslerin kritiğini yapıyoruz okulumuzda, hocalarımızla.Saat 13'ten 15'e kadar...Bu da zamanımızı alıyor.

Bugün gittiğim okulda olanı bilsen!.. Mithat Paşa Kız Lisesi'ndeydik. Ders dinlemek için yukarı çıkıyordum. Birden olduğum yerde kalakaldım.Ortaokuldaki Tabiat Bilgisi öğretmenim... O da ben de hem şaşırdık, hem çok sevindik. Ortaokuldaki öğrencisi karşısına öğretmen adayı olarak çıkıyor! Çok memnun oldu .Yalnız edebiyatçı olmamdan galiba hoşlanmadı...

Bu uygulama konusu da çok uzadı... Devamlı zihnimizin bununla meşgul olmasından sanırım.

Ah o Esengül' ün plağı yok mu, bana da aynı şeyi yaptı. Geçenlerde alışveriş için bir mağazaya girdim, alacaklarımı aldım, tam çıkacağım zaman çalmaz mı ?Durup dinlesem olmayacak, herkes bana bakacak, mecburen hiç de gerekli olmayan bir şey aldım.Bu sayede şarkıyı da dinlemiş oldum.

Orhan Veli :

MAHSUN DURMAK

Sevdiğim insanlara
Kızabilirim
Eğer sevmek bana
Mahsun durmayı
Öğretmeseydi

diyor.

Evet benim de kızıp sana mektup yazmamam gerekiyor. Neymiş mektubu aldığı anda soluğu meyhanede alıyormuş!!! Aferin, çok iyi yapıyorsun!.. Şiir yazmak da iyi değil!.. Karar verdim, önce yazmayacaktım ama bu kez de mektup gelmedi diye içmeye gidersin... Şunu anlayamıyorum: "Dertlerimi azaltacağına artırıyor. " diyorsun, yine de içiyorsun. Faydası olmuyor, üstelik zararlı...

Mektubunun bir yerinde "Ben bu hallere düşecek bir insan mıyım ? " diyorsun. Sana, senin diğerlerinden ne ayrıcalığın var, demeyeceğim. Çünkü kendimden bildiğim için sana hak veriyorum. Ben de hep mantığımın sesini dinlerken, şimdi "Kapıldım gidiyorum, bahtımın rüzgarına.." diyorum. Duygular öne geçti.. Eeeeee ne demişler
"Gülme komşuna, gelir başına!.."

Elazığ'da havalar nasıl? Burada iyice güzelleşti.

Satırlarıma Orhan Veli'den bir şiirle son vermek istiyorum. Sanırım diğer şiirin bıraktığı etkiyi bırakmaz. Bu bakımdan yazmakta bir sakınca bulamıyorum.

"Bakakalırım giden geminin ardından ;
Atamam kendimi denize, dünya güzel ;
Serde erkeklik var , ağlayamam."

Mutlu ol , mutlu kal......

N.........

KIRKINCI MEKTUP


27 ŞUBAT 1974

ELAZIĞ - Saat: 16.42

" Dilerim tanrıdan ki sana açık kucaklar,
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun
Anmasınlar adını candan anan dudaklar.
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun..."

(Şimdi Kıbrıs Radyosunda dinledim bu şarkıyı...)



Canım Sevgilim,

Satırlarıma nasıl başlayacağımı bir türlü kestiremiyorum .Ve bu nedenle de kendi kendime kızıyorum. Mektubunu pazartesi günü aldım. O an kanatlanıp uçuyordum sanki Ama okuyunca durum tersine döndü! Senin geldiğini, beklediğini okuyunca kendi kendime kızmaya başladım!..

Fotoğrafların için çok çok teşekkür ederim. Sana hemen cevap yazmayı düşünüyordum , ama o zaman fotoğrafları da göndermek gerekecekti!..

Seni resminde dahi seyretmek benim için mutlulukların en büyüğü oluyor.
Keşke seni hiç görmeseydim! Hiç değilse şimdi rahat rahat dersimi çalışırdım.Ama öyle değil işte!.. Bir geliyorsun kafamda ihtilaller yapıp gidiyorsun. öyle zamanlar geliyor ki senden başka hiç bir şey düşünemiyorum. Kulağıma gelen bir melodi, uçan bir kuş vs. bana hep seni hatırlatıyor...

"S e v g i l i m"

Bu sözcük belki çok kullanılan bir sözcüktür ,ama ben daha yeni kullanmaya başladım...

Bizim imtihanlar 4 'ünde başlıyor. Onun için belki sana gerektiği gibi bu dönem yazamam, ama senin sık sık yazmanı rica ediyorum. Hiç değilse bu benim moralimi düzeltir. Sınavlardan iyi bir netice almamı sağlar.

Satırlarıma şimdilik son verirken:

" Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm
O incecik beline sarılarak yürürdüm "

"Sevmek ne güzel şey
Ayrılıklar olmasa "

"Taht kurmuşsun kalbime
En güzel yerindesin
Ayrılığın yükünü kaldırıp taşıyamam
Dünyaları verseler ben sensiz yaşayamam..."

Mutluluklar......

A........

OTUZ DOKUZUNCU MEKTUP


16 ŞUBAT 1974

ELAZIĞ

Canım Sevgilim,

Yalnızlığın ne demek olduğunu en az benim kadar sen de bilrsin. İşte şu anda odada dalgın dalgın ne yapacağımı düşünürken, birden aklıma geldin( zaten çıktığın yok ki...). O zaman yalnız olmadığımı anladım.

Ve sana bu satırları yazmaya karar verdim. Nasılsın? Umarım iyisindir.

Artık ders vermeye de başladın. Şu anda öğrencilerinden biri de ben olmak isterdim. Senin ders anlatışını , küçük dimağlara bir şeyler öğretebilmek için çırpınışını görmek benim için saadetlerin en büyüğü olurdu...

Biliyor musun bizim imtihanlar bütün hışmıyla devam ediyor. Evet SEVGİLİM son imtihanım önümüzdeki cumartesi günü. Ondan sonra tekrar ikinci sömestri derslerine başlayacağız.

Bugün öğleden sonra kantinde otururken tesadüfen Esengül 'ün bir plağını teypten dinledim.O plak beni beş dakika yol ortasında bekletmişti yazın. " Taht kurmuşsun kalbime " ismi de... Seni getirdi aklıma... Ve şu an saat 21.00, tam beş saattir aklımdasın.

Bu arada bir gerçeği de öğrenmiş bulunuyorum. Evet galiba seni çok seviyorum. Hem de ölesiye!.. Şimdiye kadarki ayrılıklarda böyle olmamıştı . Bu sefer başka! Her tarafta karşıma çıkıyorsun. Yolda, okulda, kantinde, sinemada,yürürken, dururken vs. ...her yerde...

Öyle zaman oluyor ki düşünce kabiliyetimi kaybediyorum. Senden başka bir şey düşünemiyorum. İşte o zaman dünya duruyor, her şey duruyor!..

Mektupta bir "sevgilim" sözcüğünü yazarken bile kalbimin hemen fazla mesaiye başladığını hissediyorum. Tatlı bir ürperti sarıyor vücudumu. Bazı anlar seni o kadar görmeyi arzu ediyorum ki , işte o zaman resimlerinle avunuyorum!.. Bazen de aklıma geldiğinde soluğu meyhanede alıyorum! Tıpkı senin Elazığ' dan attığın mektubu aldığım andaki gibi... İnan o gün, yani senin geldiğin gün, durakta 6 ' ya kadar bekledim. İçmek insana dertlerini unutturuyor görüntüsü veriyorsa da tam aksi oluyor. Dertlerimi azaltacağına artırıyor. Ama ben yaptığım işin bilincindeyim
.
Sevgilim kitap için çok çok teşekkür ederim. O kitabı okumayı çok istiyordum. Çünkü yazarı oyun gücünde olduğu kadar kaleminde de kuvvetli mi diye...Okuduğum kadarıyla çok güzel bir roman .Ezilmiş bir kitlenin öyküsü. Yalnız eskiden aklıma geldiğinde resimlerle avunuyordum, şimdi kitap da var.Tabii önce şiiri okuyorum. Kuzum , sen bu şiirleri beni çıldırtmak için mi yazıyorsun? Tiryakisi oldum şiirin. Bir atasözü vardır :" Körle yatan şaşı kalkar. " diye. Ben de bir Edebiyatçı ile arkadaşlığımdan dolayı onun huyundan mı kaptım acaba?

Sevgilim bu mektuba cevabını en kısa zamanda yaz, çünkü önümüzdeki pazartesi Elazığ'da bulunmayabilirim. Satırlarıma son verirken en iyi günlerin senin olması dileğiyle...

A..........

Not:Fotoğraf için özür dilerim.Yeni çekilmiş yok, bulabildiğim bunlar...



17 Şubat:

Evet bugün pazar... Yarın Kuvvet Santralleri dersinden imtihanım vardı. Ders telaşıyla mektubu atmayı ihmal ettim. Hocanın gelemeyeceğini ve imtihanın ertelendiğini öğrendiğimde mektubun aklıma geldi. Tabii saatte 22.40 ' ı göstermekte idi o sıralar. Ve ben yine yazmaya başladım.

Senin uygulamalar ne zaman bitecek ? Gündüzleri saat kaça kadar ders veriyorsun? Mektubunda yazarsan iyi olur kanısındayım.

Sevgilim bilirsin, Emel Sayın 'ın bir şarkısı var. "Rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm. " diye. Ben bunu şu şekilde değiştirmeyi düşünüyorum. "Hayaller hakikat olsa seni her an görürdüm." . Çünkü kalbimde sen, ruhumda sen, kafamda sen sen sen yine sen... Evet sevgilim evet, Türkçe' deki benzetmeleri bilirsin. Elazığ' a her gelişinde kafamda ihtilaller yapıp da ayrılıyorsun buradan. Hele bu son gelişin beni tamamen perişan bir hale soktu. Ben bu hallere düşecek insan mıyım? Ama oluyor işte! Aşk, sevgi Tanrı vergisidir demişler,diyen insan doğru söylemiş. Bir zamanlar bu hususta bir arkadaşımla dalga geçmiştim. Şimdi düşünüyorum da onun durumuna düştük.

Bir şarkı vardır: " Gitmek mi zor , kalmak mı zor? O sabahı gel bana sor..."

Evet o cumartesi sabahını gel bana sor! Eğer babanla gideceğini daha önce öğrenmiş olsaydım , o sabah trene gelirdim ve seni uzaktan uğurlardım. Neyse bunu da burada bırakalım...

İyi günler dileğiyle.....

A..........

OTUZ SEKİZİNCİ MEKTUP


22 ŞUBAT 1974

Elazığ

Sevgili A.........,

Şu anda çok üzgünüm!..Nedenini tahmin edersin sanırım. Yanılmıyorsam sen de aynı duyguların etkisi altındasın. Belki seninki daha fazladır. Zira bekledin ve ben yine gelmedim öyle mi?

Yok A....... , bu kez öyle olmadı. Benim için çok güç olduğu halde geldim. Yalnız biraz geç kaldığım için sen gitmiştin! Haklıydın tabi, şaşkınlıktan kesin bir şey söyleyememiştim geleceğim konusunda. Hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkmıştın! İnan çok şaşırdım birden!..

Akşam, 16.30 'da Belediye otobüsüyle dönerken belki görüşürüz diye düşündüm ama olmadı. Son bir kez daha görüşmeyi çok istiyordum. Bizim gidiş programında değişiklik oldu. Babama aniden Ankara'da kurs çıktı, babamla birlikte döneceğim. Kardeşim daha sonra gidecek.

Vakit epeyce ilerledi. Sabah çok erken yola çıkacağız. Bu yüzden kesmek zorundayım. Acele yazdığım için biraz çirkin oldu yazım, özür dilerim.

Hadi resim konusunda senin isteğin olsun. Karacaoğlan'ı Anma Gecesi'nde çekilen fotografımı gönderiyorum, baktıktan sonra geri gönderirsin. Olur mu ?

S e v g i l e r.

N..........

OTUZ YEDİNCİ MEKTUP


22 OCAK 1974

Samsun

A.............,

Mektubunu birkaç gün önce aldığım halde bazı olanaksızlıklar nedeniyle cevabını geciktirdim.

Nasılsın? İyisindir umarım. Bayramda bu kadar güçlük ve yetersizlikler içinde kalmana üzüldüm. Benim bayramım ve tatilim aksine ümit ettiğimden de iyi geçti. Gezi süresince ve Ankara'da çok eğlendim. Gezide Mersin ve Aksu İlköğretmen okullarında kaldık .Bir de Alanya'da otelde kaldık. Adana'yı gündüz gezdik, baraja da gittik. Haksızlık yapmayayım Adana kebaba diyecek yok! Şalgam suyunu da ilk kez burada tattım.

Gezi dönüşünde Ankara'da üç gün kaldım.

Döndük ve hiç boş zamanım yok. Bugün Genel Öğretim Bilgisinden sınav olduk. Bütün derslerin yanında bir de 18 Ocak'ta, hazırladığımız , "Karacaoğlan' Anma Gecesi" programını sergiledik. Çok beğenilmiş olması yorgunluklarımızı hafifletti. Karacaoğlan'ın şiirlerinin bestelenmiş olanlarını da koroda söyledik. Büyük ilgiyle izlendi.

A............ , bizim tatili soruyorsun, 4 Şubatta başlıyor, ama ben 30 Ocak'ta buradan hareket adeceğim. İstersen sen artık mektup yazma. Belki elime geçmez. 25 Şubat'ta okul tekrar açılıyor. Mektubunu ona göre yazarsın. Havalar bozuk olduğı için trenle geleceğiz. Kardeşiminki de aynı tarihte tatil olduğu için birlikte geleceğiz.

Projelerini bitirdin mi ? Ben tezime hiç başlamadım.Şubat tatiline güveniyorum.

Satırlarıma son verirken yaşam boyu mutluluk ve başarılar dilerim.Tüm ak günler senin olsun...

N............

19 Kasım 2009 Perşembe

OTUZ ALTINCI MEKTUP


11 OCAK 1974

Elazığ


Canım Sevgilim,

Yeni yılın sana yazmaya başladığım ilk mektubunda, Makina bölümü Md-6 anfisinden sesleniyorum sana. Nasılsın? Umarım iyisindir.

Burada aralıklarla kar yağmaya devam ediyor. Mektubunu salı günü aldım.

Bayram benim için tam bir keşmekeş içinde geçti. Bayramdan önce yazdığım mektupta hatırladığım kadarıyla projeyi bitireceğime söz vermiştim.Ama olmadı.Dört projeden ancak ikisini bitirebildim.

Burada bayram süresince aç kaldık. Ne bir kebapçı ne de bir lokanta açıktı! İşte böyle bir ortamda ezilmiş bir kimsenin, emekçinin yapması gerekeni yaptık. Sabah kahvaltısıyla öğle yemeğini birleştirdik. Her gün on ikiye kadar uyuduk.

İşte böyle bir moral bozukluğu içinde salı günü mektubunu aldım.
Hemen yazma gücü bulamadım kendimde. Hem o sıralarda moralimi bozan başka bir durum da vardı. Önümüzdeki pazar Yurt Temsilciliği Seçimleri vardı. Bizim yurdun tutucu, faşist müdürü tek taraflı olarak seçimleri ileri bir tarihe ertelemiş!.
.
Mektubundan anladığım kadarıyla gezi süresinde epey eğlenmişsin.Gurup halindeki geziler eğlenceli olur. Bizim memleketimizdeki kişilerin seyahat etme hürriyetleri sınırlıdır. İsteyen istediği zaman seyahat edemez. Bazen de biz istediğimiz için değil de başkaları istediği için seyahat ederiz .İşte bizim medrese iki defa Güney gezisi yaptı.Her ikisini de bizim medresedeki tutucu ve sağ gurup düzenlemişti. Bu gezilere katılma olanağım olduğu halde katılmadım. Günün birinde üç kafadar bu güney gezisini yapmayı düşündük. Ancak gelişen olaylar güneyin yarısını gezme olanağı verdi. En son durağımız Kız Kalesi'ydi. Halbuki Cennet -Cehennem ile oranın arasındaki mesafe bir kilometre yoktur. Bizi kaçaklardan birilerine benzettikleri için tatsız bir şekilde gezimizi sonlandırdık.

Büyük şehirler genellikle birbirine benzer.Onun için Adana'yı beğenmemene şaşmadım. Benim de hoşuma gitmedi. Şehirlerin böyle zamansız, olumsuz yönde gelişmesi hep zamanın yöneticilerinin yanlış politikalarından kaynaklanıyor.Halbuki küçük kentler güzelliklerini, dogallıklarını, tarihi eser zenginliklerini sürdürüyorlar. Gezdiğiniz yerlerden örneğin : Erdemli, Alanya...

Birlikte gezmenin avantajlarının yanında dezavantajları da vardır. Kişiler üzerinde gereksiz ve katı bir disiplin olur. Tabii bu arada , Adana'da geceyi Eğitim Enstitüsü'nde geçirdiniz değil mi?

Daha önceki mektubumda bizim Akademinin 23 Şubat tarihinde sömestre tatiline gireceğini yazmıştım. Acaba sizin okul ne zaman tatil olacak? Gerçekten bu seferki ayrılık hepsinden uzun oldu. Yoksa bana mı öyle geliyor? Seni çok özledim. Bana bir adet fotograf göndermeni rica ediyorum.

Satırlarıma burada son verirken en iyi günlerin senin olması dileğiyle...

A.........

18 Kasım 2009 Çarşamba

OTUZ BEŞİNCİ MEKTUP


2 OCAK 1974
Alanya

Sevgili A........,

Yeni yılın ikinci günü Alanya'dan sesleniyorum sana...Bayramın ve yeni yılın kutlu olsun.Mutluluk ve başarı getirsin sana, bana ,hepimize...

Mektubunu Samsun'dan ayrılmadan birkaç gün önce aldım. Ancak şimdi yazabiliyorum.

Nasılsın? Ben biraz yorgun olmakla birlikte çok iyiyim.
Gezi konusunda kararsızdım, ama şimdi iyi ki gelmişim diyorum. Çok ilginç bir ülkemiz var. Pek çok yer kara kışla boğuşurken , kış buraya hiç uğramamış.
Yazdan kalma bir gün yaşıyoruz. Üzerimde bir kazak var, terden boğulacak gibi oldum. Hatta tüm sahil şeridinde dondurma satılıyor. Düşünebiliyor musun Anamur 'da dondurma yedik!

Şimdiye dek Adana, Mersin, Anamur, Silfke'yi gezdik.Bu gece Alanya'dayız.Yarın öğleden sonra Antalya' ya hareket edeceğiz. Gezdiğimiz her yeri çok çok beğendim. Yalnız Adana' nın halkı çok tuhaftı, şehir de pek güzel değil bence...

Biliyor musun Silifkede Cennet -Cehennem Mağaralarını gezerken birinde sizin okulun ismi büyük harflerle yazılıydı. Hemen aklıma sen düştün.. Yanılmıyorsam güneye siz de gezi yapmıştınız. Belki de o zamandan kalmıştır yazı! Baktım da cehenneme gitmek çok kolay .Uçurum gibi bir yer. Kendini bıraktığın an cehennemdesin.Tabii oradan dönüş yok. Biz cennete uzun uğraşlar sonucu ulaştık. Bir ara yerlerde sürünecek duruma geldik. Bir o kadar da güçlükle geri dönebildik...

Şimdilik satırlarıma son vermem gerekiyor. Mektubunu okula yazarsın.Sekizinde açılıyor ama biz beşinde herhalde orada oluruz.

İYİ YILLAR......

N...........

OTUZ DÖRDÜNCÜ MEKTUP



24 ARALIK 1973

ELAZIĞ


Canım Sevgilim,

Bugün günlerden pazartesi... Akım Makinaları dersinin ikinci saatindeyiz. En arka sırada cam kenarına oturdum. Senin seyretmek istediğin fakat seyretme olanağı bulamadığın karı ve onun yağışını hem senin için seyrediyorum, hem de bu satırları karalıyorum. Hava burada günlerdir soğuk idi. Ve bu sabahtan itibaren işi ciddileştirip tekrar kar yağışına döktü. Şu anda etraf bembeyaz...Ve yağış devam etmekte.
Havanın bu şekilde yağışlı olması insanı olumlu bir yönde etkiliyor.

Sevgilim mektubunu aldım.İfadenden daha evvel yazdığım mektubun kaybolduğunu anladım.

Samsun'a gelmeyi planlamıştım, fakat tabiatın azizliği bu isteğimi engelledi. Yola çıkacağım zaman havaların çok kötü olması programı değiştirme mecburiyetinde bıraktı beni.

Kardeşinin Dil Tarihe girdiğini yazıyorsun.Tesadüfün bu kadarına ne deniyor bilmiyorum. Ama şuna inanmaya başladım. Sizin aileden sırf edebiyatçı çıkıyor. Küçük kardeşin H........ de bir gün edebiyatla ilgili bir fakülteye girerse hiç şaşmamak gerekir.

Bu sefer ayrılık biraz uzunca! Bu nedenle bayramda Samsun' a gelmeyi tasarlıyorum. Ama durum bunun düşünceden ileri geçemeyeceğini gösteriyor. Havanın bozuk olması, bütün projeleri bayrama bırakmam bu düşüncemi olumsuz yönde etkiliyor.

Mektubunda bazı şeyler yazmışsın.Akdeniz gezisi vs... Bana göre kışın gezi hiç çekilmez. Baharda olsa neyse...Ankara'ya gitmekten bahsediyorsun. Sen neden gidiyorsun, kardeşin gelsin oraya...

Sevgilim Kastamonu ile ilgimi soruyorsun, hiç bir ilgim yoktur. O yazdığın durumla ilgili bazı ihtimaller geldi aklıma .Yanlış anlama olabilir. Bizim sınıfta Safranbolulu bir arkadaş var, Samsun İlk öğretmen okulundan bir kızla nişanlandı. Bir veya bir buçuk ay önce. Belki onun annesi oğlunun nişanlısına selam göndermiştir, arkadaşın da yanlış anlamıştır. Tabii bunlar varsayım, bilemiyorum.Dogrudan adını vermişse ona bir yorum getiremem.

Mektubunda bazı ricalarda bulunmuşsun...İlk ikisini belki yapabilirim.Ama son ikisini yapabileceğimi zannetmiyorum. Ama senin için yapmaya çalışacağım.Bu akşam herhalde projelere başlarım.Çünkü elimde dört tane proje var. Bayrama bir kısmını bırakmak niyetindeyim. Senin şubat tatili ne zaman başlıyor? Bizimki 23 Şubatta başlayacak. Bu şubatta Elazığ'dayım. Bir yere gitmeye niyetim yok.

Aşagı yukarı bu dersi mektup yazmakla geçirdim. Dersin sonuna geldik.Bakalım teneffüs yapacak mıyız? Mektubunu acele bekliyorum. Bayramda Samsun'da olup olmadığını bana bildirirsen çok memnun olurum. Satırlarıma son verirken tüm AK Günlerin senin olması dileğiyle.....

A...........

not:Mektubu yurt adresine yazmamın nedeni kaybolan mektup okul adresine yazılmıştı...

17 Kasım 2009 Salı

OTUZ ÜÇÜNCÜ MEKTUP


17 ARALIK 1973
Samsun



A.........,

Uzun bir aradan sonra bugün aldım mektubunu. Hemen yazıyorum cevabını.Evet A....... senin de tahmin ettiğin gibi bundan önce yazdığın mektubu almadım.Herhalde postanın azizliğine uğradı. Sağlık olsun.

Moralinin bu denli bozuk oluşuna çok üzüldüm. Umarım bundan sonra biraz düzelir.
Bu sıra benim hiç boş zamanım yok. İki gün sonra yani perşembe günü ilk dersimi vereceğim.Sınıf içi uygulamalarımız başladı. Ben Tevfik Fikret 'in "Körle Kötürüm " isimli şiirini işleyeceğim derste. Çok heyecanlıyım. Bir de tez üzerinde çalışmam var. Sınavlardan önce teslim etmeliyim. Mezuniyet tezi olarak Halk Ozanımız Dadaloğlu'nu seçtim..Kitap yazma gibi bir şey olacak bu tez çalışması.

Bütün bunların yanında Karacaoğlan'ı Anma Gecesi hazırlıyoruz. Onun çalışmaları , derslerimiz derken bir hayli zamanımızı alıyor. Ayrıca ikinci sınıfların hazırlayacağı gecede koroda görev aldım.Işıkların sık sık kesilmesi çalışmaları engelliyor. Mikrofon sorunu yaşıyoruz sık sık.
Bu kadar çalışmanın yanında bir kez eğlenme olanağı bulabildik. O da birinci sınıflar için hazırladığımız "Hoş Geldiniz " çayında.

Yılbaşı ve bayram tatilinden yararlanarak , okulda, Akdeniz Bölgesine gezi düzenlendi.Ben de katılmayı düşünüyorum, ama henüz kesin kararımı vermedim. Gitmezsem, Ankara'ya gideceğim ya da kardeşim buraya gelecek.

Sahi sana kardeşimin okul durumundan bahsetmedim değil mi? Dil Tarih Coğrafya Fakültesine kesin kayıt yaptırdı. Dört arkadaş ev tutacaklar.Daha rahat çalışırım ,diyor.Diğer taraftan seneye tekrar sınava girmek istiyor.

Elazığ'da havalar nasıl? Kar yağışını özledim. Burada çok sık yağmur yağmasına karşın kar yok henüz. Biliyor musun bu yıl yurtta kaloriferler yapıldı. Fakat biz yine memnun değiliz. Çünkü bu kez de sıcaktan yakınıyoruz. Özellikle üst ranzalar çok sıcak oluyor.

Bak az kalsın unutacaktım. Kastamonu ile bir ilginiz var mı? Bu da nereden çıktı deme. Geçen yıl mezun olan arkadaşlardan biri geçenlerde Samsun' a gelmişti, kendisi Kastamonulu. Bana bir selam getirdi. Gönderen hanımı tanımıyormuş, kabul gününde karşılaşmışlar.Samsun'a geleceğini duyunca çok ilgilenmiş ,beni sormuş, selamımı söyle demiş. Oğlunun Elazığ'da Mühendislik Mimarlık Akademisinde okuduğundan söz etmiş. Benim aklıma sen geldin.Orada tanıdığım hiç kimse yok çünkü...

Artık yavaş yavaş satırlarıma son vermek istiyorum.Tam iki etüt süresince sana yazdım.Biraz sonra yurda gideceğim.Şu anda sesi güzel bir arkadaş şarkı söylüyor biz de dinliyoruz.

A.........., son olarak senden bir iki ricam olacak. Tabii istersen yerine getirmeyebilirsin . Sadece rica....

  1. Hemen moralini bozmayacaksın.
  2. Derslere daha sıkı sarılacaksın.
  3. Projeleri bitirmeye gayret edeceksin
  4. Nezle olmayacaksın; hiç olmazsa sık sık!.. Nasıl çok mu zor bunları yerine getirmek? Başarı Dileklerimle... N....

OTUZ İKİNCİ MEKTUP


13 ARALIK 1973
Elazığ


Sevgili N.......,

Satırlarıma nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Senden mektup almayalı o kadar uzun zaman oldu ki.... Buraya geleli bugün 23 gün oldu. Hala cevap alamadım. Aklıma bin türlü düşünce geliyor. Ben birisi üzerinde duracağım. Mektubum eline geçmemiştir. İşte bu ihtimali göz önüne alarak ikinci mektubumu yazıyorum.

Bu sıra moralim oldukça bozuk. Bazı dış etkenlerin yanında, buna psikolojik durumumun da eklenmesi beni büsbütün perişan ediyor. Geçen hafta hiç derse girmedim.İşte bütün sıkıntıların yanında bir de senden mektup alamamak beni büsbütün çileden çıkarıyor.

Dün akşam biraz kendimi toparlamaya çalıştım. Elimdeki üç adet projeyi yapma uğraşlarına giriştim.Fakat bu girişimlerim de yarım kaldı.Bir de baktım ki defterlerin hepsi eksik...İşte bu mektubu da boş zamanımda değil Devrim Tarihi dersinde yazıyorum.

N........, günde iki sefer çarşıya inmekteyim.Bir öğle, bir de akşam posta kutuma bakıyorum.Yok yok yok...Bir söz vardır: "Gençler umutla,ihtiyarlar hatıralarıyla yaşar. " İşte ben de her gün umutla çarşıya iniyor, her seferinde hüsrana uğruyorum. Neyse ders zili çaldı.Satırlarıma son verirken mutlu olmanı dilerim.

A...

OTUZ BİRİNCİ MEKTUP


23 Kasım 1973
Elazığ

Canım Sevgilim,

Uzun bir aradan sonra ben yine Elazığ'dayım. Ve sana bu satırları
yazıyorum.

Nasılsın? Beni hiç sorma! Çünkü ne durumda olduğumu ben de bilmiyorum. Bizim medrese 19 'unda açıldı.Ayın 21'inde yani çarşamba sabahı saat altıda buradaydım. Halbuki sana yazdığım mektupta ayın beşinde yola çıkacağımı yazmıştım. Ama olaylar beni yalancı çıkardı. Gitme tarihini iki gün önceye almıştım. Daha sonra okuldaki arkadaşlardan aldığım haber okulun açılış tarihinin ertelendiği şeklindeydi. Hava muhalefeti nedeniyle ertelenmiş okulun açılışı. Ayın 20' sinde gitmeye karar verdim. Buraya geldiğimde mektubunu buldum.Ancak iki gün sonra yazabiliyorum.

Boş zamanım yoktu, elektirikler kesildi vb.. biraz geç kaldım cevaplamakta...

Mektubunda yazdıkların olmadı. Çünkü memlekete gönderdiğin mektubu aldım. Şimdi sitem etmeye başlayacaksın, "Bu kadar zamandır niye yazmadın?" diye. Sebebim , sana sürpriz yapmak istemiştim.Hiç beklemediğin bir anda karşına çıkmak istiyordum. Yani Elazığ'a , Samsun üzerinden gelmek istiyordum. Ama olmadı, okulun açılışının ertelenmesi, hava koşulları bunu gerçekleştirmeme olanak vermedi. Çok üzgünüm!..

Sevgilim, şimdi bu mektubu yazarken dışarıya doğru baktım da isabetli karar verdiğimi anladım. Hala kar yağıyor. Her taraf çarşaf gibi, bembeyaz... Bugün mektup yazmak için iki saat okuldan kirişi kırdım. Çünkü akşam yine cereyan kesilme ihtimali var. Haaaaa aklıma gelmişken kardeşin N.... Puan tutturabildi mi?

Bu sene dersler oldukça hafif görünüyor, çünkü ilk hafta iki gün okul yok. Böylesi işime geliyor. Tatilde özgürlüğe öyle alışmışım ki 50 dakika dersler sıkıcı gelmeye başladı.

Sevgilim, bana bir adet boy fotografını gönderirsen çok sevinirim.Satırlarıma istemeyerek son verirken en iyi günlerin senin olmasını temenni ederim.

A..........

Not: Kulağıma bir müzik sesi geliyor.Tahmin et bakalım. " Elbet Bir Gün Kavuşacağız."
( Değişikliğe uğradı.)

Sevgiler...

16 Kasım 2009 Pazartesi

OTUZUNCU MEKTUP


7 KASIM 1973
Çarşamba

Sevgili A........,

Şu anda radyoda Hafif Türk Müziği dinleyici istekleri çalıyor.Onu dinlerken yazıyorum mektubunu.

Zannedersem bundan önce yazdığım mektup eline geçmedi. Keşke o mektubu doğrudan Elazığ'a gönderseydim. Sen gittikten sonra gelmiş olabilir.Neyse artık!

Öğretmenin biri Ruh Sağlığı dersinde "BENLİK " konusunu işliyormuş.
Soyut bir kavram olduğu için öğrenciler pek anlayamamış.Öğretmen de
örnek vererek somutlaştırmaya çalışmış; anlaşılır olsun diye. Ve :

"Çocuklar Ali ' nin kafasını Veli'ye ; Veli' nin kafasını da Ali'ye takarsak ne olur? "

diye sormuş. Arka sıralardan biri:

"Koalisyon olur, öğretmenim. "

demiş. Meğer Ali CHP'li , Veli ise MSP'li imiş....

Ne yazık ki koalisyon ortağı son anda vazgeçti ortaklıktan.Yoksa bu da mı seçim şakasıydı !..Yalnız artık şakalarla uğraşmayı bir kenara bırakıp işi daha ciddiye almaları gerekir.Hani işin şaka götürür yanı da kalmadı. Şu anda bir hükümeti kurmaktan aciziz. Bu geçekten insanı üzüyor.Aynı zamanda insanı düşündürüyor. İster sağ ister sol olsun, bütün partilerin amacı birdir, öyle olması gerekir. Çünkü Türkiye için çalışacaklar, böyle olunca ayrılacaklarına birleşip her şeyden önce ulusu, vatanı düşünmeleri gerekmez mi? Anlaşmaları şart bence... Amaca götürecek yollar farklı dahi olsa...Tabii amaçlar aynıysa!

Yolculuğun nasıl geçti? Soğuk havalarda gerçekten zor oluyor bizim gibi uzun yolculuklar yapmak.
Burada havalar şimdilik çok güzel. Bugün bahar gibiydi.Yalnız geçenlerde burada da bir hayli yağmur yağdı, ara sıra doluya çevirdi. Orada şimdi nasıl?
Dersleriniz başladı mı? Bizim Devrim Tarihi dersine bir hemşehrin geliyor. K........ T........ .

Üzüntümün nedenini merak etmişsin. Şimdi o zamanki kadar üzülmüyorum. Üzerinden zaman geçince insan daha sakin düşünebiliyor.İlk andaki etkisi de zayıflıyor normal olarak. Gel istersen sebebini sormaktan vazgeç. En iyisi sen de bunu şaka olarak kabul et; Erbakan' ın dediği gibi...

Satırlarımı sonlarken yeni ders yılında üstün başarılar dilerim.

N.............

YİRMİ DOKUZUNCU MEKTUP


31 EKİM 1973
Samsun

A............,

Bugün yine günlerden çarşamba idi. Okuldan çıktıktan sonra hemen yurda geldim.İlk işim postaya bakmak oldu. Yoktu...Oldukça canım sıkıldı. Tembel tembel oturmaya başladım.Birkaç saat sonra postacı geldi.Meğer geç kalmış. Gelen mektuplar içinde aradığımı bulunca ne çok sevindiğimi tahmin edersin. Mektupla birlikte bir de misafirim vardı. Bütün gün onu ağırlamakla meşgul oldum.Mektubu unuttum, seni ihmal ettim.Ne yapayım mektubun içinde o kadar uzaklardan beni görmeye gelmiş.Ayıp olurdu ilgilenmemek. İnan çok sevindim fotoğrafını alınca. Şimdi bakışarak yazıyorum bu satırları.

Demek az kalsın kayboluyordu yazdığım mektup. Gerçi Zekeriya Abi sana getirirdi. Biliyor musun görmeden sevmeye başladım onu.

Ben de bütün bayramda yurtla okul arasında mekik dokudum.Tabii her seferinde de eli boş döndüm.Mektubun eline geçmediğini anlamıştım kartından.Bir de bayramda tebrik kartlarına öncelik verdikleri için mektuplar gecikiyor. Bundan sonra mektuplarını okul adresine yaz. Biz son derste iken posta gelmiş oluyor... Tabii bu derslerde benim aklım yurtta kalıyor.

Demek artık Harput Turizim ile gitmeyeceksin. Onların adına üzüldüm. Bilselerdi böyle kötü reklam olacağını daha hızlı giderlerdi. Biz Ulusoyla gitmedik.Bir çok şirketin otobüsü çalıştığı için hangisi uygun olursa hemen onunla gidiyoruz.

Ayın 7 veya 8 inde Elazığ'a döneceğini yazıyorsun , İstanbul' a da gideceğine göre herhalde 4 , 5 gibi yola çıkarsın.. Mektup eline geçer mi bilemiyorum. Kararsız kaldım ama yine de yazmaya karar verdim, uçakla gönderirim artık.

İstanbul' dan Elazığ' a doğrudan araba var mı? Aktarmalı gideceksen , yolun Samsun' dan geçmez mi? Sivas' tan motorlu tren var. Git git bitmiyor, hele bir de rötar yaparsa! Gelebilirsen sevinirim. Gelemezsen sakın üzülme. Ankara'dan Samsun'a Ulusoy, Süzer,Dağıstanlı, Gülhan..gibi firmalar çalışıyor.

Havalar burada da pek güzel değil. Bilhassa bayramda soğuktan donduk.Cumhuriyet Bayramımızda da yağmur yağdı .Tabii biz o sıra törendeydik. Yağmurun da etkisiyle 50. Yılda umduğumu bulamadım ben. Diğer C umhuriyet Bayramları belki bundan daha güzel kutlanmıştı. Yalnız okul içinde düzenlenen törenler güzel oldu.İki gece Cumhuriyet şenliği düzenlendi.Bunlardan birinde ilk öğretmen okulu Elazığ halk oyunlarını oynayan bir ekip çıkardı.Bilhassa "Çayda Çıra, Delilo ve Nuri " oldukça ilgi çekti.Tabii bu ara benim de sıla hasreti yine depreşti ama çabuk susturmayı başardım.

Daha sonra okulda birkaç yerde Atatürk köşeleri , Atatürk kitapları sergisi düzenlendi; onların açılış törenleri yapıldı.

Bayramın son günü Sinemaya gittik. " Gelin "ile " Çaresizler " oynuyordu. Gelin , film olarak başarılıydı . Sosyal içerikli bir film. Çok da güzel işlenmiş. Çaresizler , basit bir Türk filmiydi. Sıradandı diyebilirim.Olağan dışı yönleri vardı ama yine de önemli sorunlara değinmiş.

Bu arada sürekli ışıklar gidip geliyor ,birazını mum ışığında yazdım.

Bu kez sana bir marş yazmak geldi içimden. Her şey gönlünce olsun...

N.......


ELLİNCİ YIL MARŞI

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına:
Erdi cumhuriyetim, elli şeref yaşına.
Bu rüzgarla şahlanmış dalga dalga bayrağım,
Başka bir tuğ yaraşmaz Türk'ün özgür başına.

Cumhuriyet; özgürlük, insanca varlık yolu
Atatürk' ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu...

............

Biz yürekten bağlıyız elli yıdır bu yola,
"Yurtta barış "ilk hedef , "Cihanda sulh " parola
Koparamaz hiç bir güç bizi milli birlikten;
Atamızın izinde koşuyoruz kol kola.

Cumhuriyet..........
Atatürk'ün............

Yaşasın hür ulusum, soylu gencim , benliğim!
Yaşasın şanlı Ordum, sarsılmaz güvenliğim!
Ersin elli yılların nice mutlu çağlara;
Örnek olsun cihana devletim, düzenliğim.!

Cumhuriyet.......
Atatürk 'ün......


söz: Bekir Sıtkı Erdoğan
müzik: Necil KazımAkses

Sevgiler...