07 Şubat 2010 Pazar

DOKSAN ALTINCI MEKTUP


7 ARALIK 1975
Ankara

Canım Sevgilim,

26 Kasım tarihinde yazdığın mektubunu almama rağmen sana ancak şimdi cevap yazıyorum.

Valla ne hikmetse mektuplar çok güç şartlarda elimize geçiyor. Bu benim sana yazmış olduğum dördüncü mektup... Ama senden henüz bir mektup aldım. Öyle anlaşılıyor ki mesafe kısaldıkça mektupların da ele geçme süresi uzuyor. Yani zamanla ters orantılı. Senin 26 tarihli mektubun ayın üçünde elime geçti. Düşünebiliyor musun tam 7 günde ...

Valla şans eseri yaşıyoruz şu dünyada... Bir söz var " Amerikalılar tesadüfen doğar, Türkler ise tesadüfen yaşar..." İşte böyle hayatım, son iki mektubumu eline daha çabuk geçsin diye dışarıdan attırmıştım. Bunu da öyle attıracağım. Ama nedense öyle de geç gidiyor, böyle de...

Hayatım biz ayın on ikisinde , saat 10.30'da yemin edeceğiz. Yeminden sonra 12- 17 tarihleri arasında izinliyiz. Ve yaptığımız araştırmaya, daha doğrusu yaptırdığımız araştırmaya göre 11-12-13 için Ankara'dan Doğu,Güney ve Batı illerimizden belli başlılarına giden bütün arabalar dolu. Yer yok. Herkes açıkta kaldı. Elazığ'a gelmeyi, seni görmeyi ne kadar istediğimi tahmin edemezsin. Seni çok seviyorum.

Burada sanki tüm dertli insanlar bir araya toplanmış. Kimi nişanlı, kimi evli... Bugün ziyaret günü. Ellerin ziyaretçileri yine gelmeye başladı. Dün de gelmişti. Biz gariban takımı, ne ziyaretçi ne de mektup var! İnan sağa sola, on'un üzerinde mektup yazdım, henüz iki tanesine cevap alabildim. Evden de mektup almadım daha. Ama biliyorum ki gelen mektup burada postada bekliyor. Çünkü gelen giden mektuplar okunuyor, bu nedenle de gecikiyor.

Perşembe günü yemin töreni var, herkesin yakınları gelebilir. Davetiye verdiler. Davetiyeyi sana gönderecektim ama koşullar uygun değil, okulun var. Onun için gönderemedim. Hem sen nasılsa şubat tatilinde geleceksin değil mi? Gazeteleri takip ediyorum, herhalde 30 Ocak- 15 Şubat arası tatil...

Sevgilim, geçenlerde burada senden bol bol bahsettik, kulakların çınladı mı? Burada elektronik astsubay okulunda okuyan bir öğrenciyle tanıştım, senin okulundan mezun.Son sınıfta iken öğretmeni olmuşsun. Y.......D....... hatırladın mı? O anlattıkça ben de bol bol güldüm. Bir de çocuk nereden tanıyorsun demez mi?

Arkadaş kendine bilet ayırtırken 4 kişilik yer ayırtmış memlekete. Perşembe günü kardeşine uğrayacağım, el çantası ve pardesü onlarda. Ha senin ilk yazdığın mektup elime geçmedi, sanırım kayboldu. Buranın mevcudu 10-12 bin kişi falan. Bölüğünü belirtmezsen kaybolma olasılığı oldukça fazla. Onun için yeni adrese yaz daha önceki gibi.

Burada iyi bir kamp yapıyoruz. Yemekler çok çok iyi. Beğenmediğin zaman git kebap ye... Ara sıra top oynuyoruz, dün oynadık, farklı yenildik.

Dersler geçtiğimiz pazartesi başladı. Günde 7 saat ders yapıyoruz. Sabah ve akşam 3 saat de mütalaa yapıyoruz. Ediyor 10 saat... Akşam 9.00-9.30 yatış; 6.30 kalkış saatimiz. Salı günü ilk imtihanı olacağız. 60'tan aşağı alırsak kötü... 15 Günde bir 2 saat gece eğitimi var. Burası çok soğuk. Soğuktan dudaklarımız çatladı. Bereket mekanik eğitimimiz bitti.
Şimdi beni bu halimle görmelisin, görmeni çok isterdim. Harici elbiseleri aldık. Yalnız henüz pardesü alamadık. Eğer alamazsak fena ...

Satırlarıma burada son verirken en iyi günlerin senin olmasını dilerim.

Adres
Yaka No.......
Mu. ok.yd. sb. bölüğü
Ankara

Sevgiler......

A....

04 Şubat 2010 Perşembe

DOKSAN BEŞİNCİ MEKTUP


2 ARALIK 1975
Elazığ
Canım A.......'im,

Bize en zor gelen şeylerden biri de sevdiklerimizden ayrılmaktır. Uzakta olan sevdiğimizin özlemiyle günler dayanılmaz oluyor, biliyorum. Yapamayacağız, katlanamayacağız sanıyoruz. Oysa dayanıyor insan! Hem ayrılıktan ayrılığa fark vardır değil mi? Vatan söz konusu olunca bu ayrılık daha katlanılır oldu benim için. Askerlik kutsal bir görev. Aynı zamanda hayatı iyi kötü her yönüyle kabul etmek, ona ayak uydurmak zorundayız değil mi canım?

Mektubunda "Gözden ırak olan,gönülden de ırak olur." sözünü alıp bizim öyle olmadığımızı yazmışsın... Doğru söylemişsin canım. Sana yürekten katılıyorum. Tarihte hiç bir ayrılığın unutturamadığı aşklar vardır.Çok güç koşullarda bile sevmesini bilen insanlar vardır. Bu nedenle bazı sözleri kullanırken çok dikkatli olmalıyız değil mi? Bu sözün geçerli olduğu durumlar da vardır; geçerli olmadığı durumlar da... Bizim için bu sözün geçerliliği olmamalıdır, olamaz canım.

Nişandan sonra uzun süre gelmedin, gelemedin. Önce gerçekten kızmıştım,alınmıştım, anlamak istememiştim belki de anlayamamıştım durumunu. Ama şimdi artık anlıyorum, kızmıyorum. O dönem uyum dönemiydi bizim için. Yaşama ciddi olarak adım attığımız, öğrencilikten iş yaşamına; arkadaşlıktan evliliğin ilk adımına alışmak kolay değil tabii ki... Hiçbir şey birdenbire olmuyor, zaman gerektiriyor. Önemli olan geleceğimiz...

Şu anda güzel bir şarkı var radyoda. Onu dinliyorum, karşıma koyduğum resmine bakıyorum arasıra, bir yandan da mektubunu yazıyorum. Sen gittikten sonra yazdığım üçüncü mektup bu. Diğerlerini almışsındır sanırım.

Pazartesi günü seni yolcu etmek için beklerken ne olup bittiğinin farkında değildim pek. Zaman durmuştu, dünyayla ilgim kesilmişti... Onun için babamla ilgili üzüldüğün olayı hiç fark etmedim. Babam da bir şey söylemedi, sanırım sen büyütüyorsun. Ne olduğunu yazarsan , önemliyse, senin adına babamdan özür dilerim.

Şubat tatilinde Ankara'ya gelmem güç gibi. Geçen akşam " Şubat'ta Ankara'ya gitsek!" diyecek oldum. "Kış günü Ankara'da ne var?" dedi babam. Öyle kesin bir şekilde söyledi ki bir daha zor açarım o konuyu...

Sanırım mektupları alınca ilk işin resimlere bakmak olmuştur. Benim çok hoşuma gitti, iyi ki çektirmişiz. Devamlı bakıyorum. iki tanesini sana göndereceğim.Annenlere de göndereceğim. Geç oldu, artık bitireyim mektubunu. Bu arada senden resim bekliyorum. Asker halini çok merak ediyorum. Gönderirsen sevinirim.


..........


Günaydın diyerek akşam yarım bıraktığım mektubuna devam ediyorum.

Yazılı sınavları yapmaya başladım. Ancak bir kısmını okuyabildim. Bu sıra biraz rahatsızım. Dün doktora gittim. İlaçları kullanmaya başlayınca geçer gibi oldu. Bir de inanmıyoruz doktorlara...

Derste bayılan biröğrencim vardı, sana bahsetmiştim. Dün sınıfa girmiştim ki yine bayıldı. Çok moralim bozuldu, çok da üzüldüm. Çaresizlik kötü! Ayıltmak için epey uğraştım. Kendine gelince biraz dışarı çıkarıp gezdirdik, hava alsın istedim. Eve göndermek istedim, gitmek istemiyor.

"Yok hocam, orda daha fena oluyorum ! diyor.

Doktorlar, okuldan ayrılması, onun için ölüm olur, diyorlarmış. Benim için büyük üzüntü kaynağı oluyor, öğrencilerim de tedirgin... Dersi işlemeyi bıraktım, şiir vs. okuttum, ilgilerini tekrar toplayabilmek için.

Mektuba başlamadan sınav sorularını hazırladım. Görüyorsun öğrencilerim senin önüne geçti.
Artık bitireyim, biraz daha devam edersem okula geç kalacağım.

Evet hayatım, sana son olarak seni çok sevdiğimi söyleyeceğim. Senin de dediğin gibi bu sevgi gün geçtikçe büyüyecek, emin olabilirsin. Satırlarında buluşmak üzere hoşçakal canım...


N.......