25 Kasım 2009 Çarşamba

KIRK DÖRDÜNCÜ MEKTUP


13 NİSAN 1974

ELAZIĞ


Sevgili N.......... ,


Saniyeler dakikaları , dakikalar saatleri, saatler günleri ,günler de haftaları kovaladı... Ve Samsun' dan ayrılalı 3-4 saat sonra 15 tane gün oluyor.

Günler ne çabuk geçiyor değil mi? 15 gün evvel bu saatlerde karşı karşıya idik. Sen zamanın geçmediğinden ben ise çok , çok çabuk geçtiğinden şikayet ediyordum. Hatırladığıma göre zamanı durdurmak için saati bile bileğimden çıkarmıştım.

İşte sevgilim Elazığ'a geleli bugün dört gün oluyor. İki gün önce de mektubunu aldım. Mektubunda senin yerine imtihana girmemi istiyorsun. Bunu ancak bir şartla kabul edebilirim. Sen de gelir benim yerime İngilizce imtihanına girersen! Sana bir on numara aldırırım o sınavdan. Neyse bugün oldukça sevinçliyim. Çünkü bir imtihanımın sonucu daha belli oldu. Ondan da geçmişim.Bu gidişle herhalde Eylülü burada geçireceğim.

Sevgilim .... mektubun beni oldukça şaşırttı. Hani seninle ne konuşmuştuk? Sen haziranda mezun olacaktın ve eylülde bana moral verecektin ya.... Böyle oyun bozanlık yok tamam mı? Hem Samsun buradan oldukça uzak, senin tekrar oralara gidip yorulmana gönlüm hiç razı değil. En iyisi haziranda bitir şu okulu tamam mı?

Biliyor musun üç gündür neşem oldukça yerinde. Arkadaşın teybini aldım. Tam yedi bant sarmış, devamlı onları dinliyorum. Bunlardan bir tanesinin sözleri oldukça ilgimi çekti, onu sana yazacağım.Çok güzel parçalar var.

Memlekette oldukça neşeli günler geçirdim. Ankara' da okuyan arkadaşlarda oradaydı. devamlı gezdik,eğlendik. Tabi bütün bunları yaparken bencillik yapmadım, senin derslerinin birazcık fazla olduğunu düşünerek senin yerine de eğlendim. Hiç farketmedin mi? İnsanın bütün sorunlardan uzak tatil yapması çok güzel bir şey. Ben bunu kısmen de olsa yapmış sayılırım. Ama bu gezi esnasında yanımda olmanı, beraber gezmemizi hayal etmedim değil...Pek dindar bir insan değilimdir , ama arasıra Tanrıya bir gün de beraber gezmemizi bana göstermesi için dua ettim.

Elazığ'a geldiğimde, sana orada bahsettiklerimin gerçekleşmiş olduğunu gördüm. Ve üzüldüm. Bilmiyorum ama durum burada pek iyi değil. Yarın yurtta temsilcilik seçimi var. Olay çıkabilir. Çünkü hava oldukça gergin. Sana orada iken söylemiştim. Olaylar çıkabilir diye. Gerçekten de ben Samsun' a geldikten sonra yurtta olaylar çıkmış. Tabi çıkaranlar malum. Komandolar...

Sevgilim bu sefer memlekette kendimi mühendis gibi zannetmeye başladım. Bizden mezun arkadaşları ziyaret edince öyle hissettim sanırım. Bitir gel, işin hazır diyorlar. Tıpkı o akrabanın sana dediği gibi. (Sen bizim okula hoca gel.)

Tezinden bahsediyorsun , ne alemde , hala bitiremedin mi? Canımı sıkıp duruyorsun. Şimdi geleceğim oraya tezi iki günde bitireceğim! Ne o? Şansa bak şansa .. Mediha Şen , Yusuf Nalkesen'in
"O ağacın altını şimdi hatırlıyor musun? "
diyor. Ben de yazmaya devam ediyorum.

Şimdi aklıma ne geldi biliyor musun? En son görüşmemizde durakta idik herhalde... Ne demiştin haaaa : "Araba geldi , ben gidiyorum. Sana iyi yolculuklar! " Sana kimbilir ne kadar kolay gelmiştir değil mi? Arabaya bindin gittin!.. Ben ise 7.30' a kadar o duraktan ayrılamadım. Zamanın nasıl geçtiğini de farkedemedim!..

Sana Orhan Gencebay 'ın bir şarkısının sözlerini yazayım. Sanki bu şarkıyı benim için söylemiş:

" Sevdi gözlerim, gördü gözlerim
Bir gerçeği gözlerinde gördü gözlerim.
Bir heves değil, bir arzu değil
Sevgilin budur senin sev dedi gözlerim
****
Seni yıllardır bekliyordum
Bir sevgilim yok yok diyordum
Hasretin yokluktan zehrolmuştu
Dünyadan bir zevk almıyordum
****
Sen de bahtım gibi bana vefasız olma sevgilim
Ömrümce aradım seni yaşla dolmasın gözlerim
Her arzumun ötesinde bir yol gibi hep sen vardın
Aşkların en güzelini uzattı sana ellerim.
****
Hasretim sensin tek çaremsin
Yıllardır beklediğim aşkımsın benim.
Bıktı artık gönlüm gamdan kederden
Ayrılık isteme sakın ne olur benden
****
Sen benim bahtımı bilemezsin ki
Yerden yere vurdu beni sevgilim.
Sen de bahtım gibi bana vefasız olma sevgilim
Aşkların en güzelini uzattı sana ellerim.
****
Hasretim sensin tek çaremsin
Yıllardır beklediğim aşkımsın benim...
Bıktı artık gönlüm gamdan kederden.........

İşte böyle diyor Orhan abimiz .Bazen başkalarının da derdini kendi derdiymiş gibi okuyabiliyor. Bu parçanın neler ifade ettiğini ancak yeni anlıyorum.

Bak az kalsın unutuyordum, benim şu küçük yeğenin sana selamı var. Geçen senelerde hadi amcana mektup yazalım dediğimde hemen " cop cop selam ederim " derdi. Şimdi yine huyundan vazgeçmemiş. Mektup lafı geçince hemen selamı sıralıyor. Eve gitmem evdekiler için tam bir sürpriz oldu. Çünkü beni hiç beklemiyorlardı.

Sevgilim Elazığ'ı şimdi oldukça özlemişsindir, biraz tasvirini yapayım da özlemin azalsın. Şu anda oldukça soğuk. Yağmur çiseliyor. Çarşı içinde bazı yerlerden seller akıyor.Caddeler oldukça çamurlu. Çamurlanmadan yürümek için çarşıya hiç inmemek lazım. Caddeler kalabalık herkes işine gücüne gidiyor. Arabalar vızır vızır insanların üstüne çamur, su serpmek için birbirleriyle yarışıyor. Nasıl, hoşuna gitti mi? Sormam yersiz, gitmiştir. Benim ara sıra kömür karasını özlemem gibi.

N......... , seninle bir anlaşma yapalım. Yoksa bu işler yürümeyecek. Maddelere geçelim :

  1. Sen okulu haziranda bitirmek için mücadele et
  2. Ben de eylülde bitirmek için var gücümle mücadele edeceğim.

5 Temmuz'da Elazığ'da ol...

Nasıl bu maddeler üzerinde anlaşabilir miyiz? Anlaşırız herhalde. Çünkü ikimizin de lehine...

Şu anda Samsun'un yağışlı olmasından bahsediyorsun. Evet 15 günlük tatilimde İstanbul'da son gün, bir de memleketimden ayrılacağım gün yağmur yağdı. Bu da senin yazdığın gibi oldukça şanslı olduğumuzu gösterir.

Satırlarıma satırlarında buluşmak üzere son veriyor ve Boynu Bükük Ölenleri okumaya başlıyorum.

A..............

" Günler 24 saattir

Bu yıllar evvel nasılsa şimdi de öyle olacaktır.

Bazı günler vardır ki kişiye 24 sene gelir

Ve bazı günler de 24 dakika gelir

İşte sevgilim benim günlerim

Senin yanında 24 dakika

Senden uzakta 24 senedir. "

Not: Nasıl buldun 2 dakikalık şiir denememi?

23 Kasım 2009 Pazartesi

KIRK ÜÇÜNCÜ MEKTUP


5 NİSAN 1974

ZONGULDAK


Canım Sevgilim,

Satırlarıma başlarken en iyi günlerin senin olmasını dilerim. Nasılsın? Umarım iyisindir.

Ben Samsun'dan ayrılalı uzun bir zaman olmasına rağmen sana ancak şimdi bu pastane köşesinden seslenebiliyorum. Yolculuğum gayet iyi geçti. Cumartesi saat 10 sularında Harem'e inebildik. İstanbul' da üç gün kaldım. Ve salı sabahı 5'te eve geldim.
Pazartesi akşamını kardeşimle beraber gelecektik, ama biliyorsun o asker; izin işleri uzadığı için ancak dün akşam gelebildi. Annem babam şimdi çok neşeliler, tüm aile biraradayız.

Biliyor musun Sevgilim, ben pazartesi günü senin gitmek istediğin yerlerde olacağım. Tatili daha fazla uzatmak niyetinde değilim.

Burada günlerim oldukça neşeli geçiyor. Daha ziyade Mühendis arkadaşlarla temasım olduğundan kendimi şimdiden mühendis görmeye başladım. Bunun için ikinci devredeki mücadelem okulu bir an evvel bitirmek için olacak. Ve sen de o zaman okulu bitirmiş olursun ki .... Bundan sonra hayatın bütün güçlüklerine karşı ikimiz tek vücut halinde mücadelemize , yaşam mücadelesine başlamış oluruz.

Bizden mezun arkadaşları ziyaret ettim. İşleri gayet iyi. Hemen intibak etmişler. Şimdi de beni bekliyorlar.

Günlerin nasıl geçiyor? Tabii okul ile yurt arasında, bunu biliyorum. Ama neşeli mi yoksa üzüntülü mü olduğun... Ben birincisi olsun isterim.

Haaa aklıma gelmişken yazayım.Yarın senin için anlamlı bir gün.. Doğum gününü şimdiden, yani 10 saat evvelinden kutluyorum. İstanbul Samsun arasında 14 saatlik bir mesafe var. Pek kısa bir zaman değil. Senin yüzünden gözümü yummadım, yol boyunca! Devamlı kafamı meşgul ettin...

Bazen Samsun'da geçirdiğim 3 gün aklıma geliyor da.... Belki de şimdiye kadarki yaşantımda en renkli, en güzel günlerdi.

Neyse satırlarıma istemeyerek son verirken her şey gönlünce olsun.
Emine ile Nurhan'a selamımı söyleyiver.

"Anmasınlar adını
Candan anan dudaklar
Sana benim gözümle
Bakan gözler kör olsun..."

Not: Şimdi devamlı "Taht Kurmuşsun " dinliyorum. Arada bir de
"Rüyalar Gerçek Olsa "yı tabii...
Yazı bozuk, aceleye geldi, özür....

A.............